SONGFABLE · 2012

Thinkin Bout You

FRANK OCEAN · 2012

TL;DR: Görünüşte sıradan bir "acaba beni hâlâ düşünüyor musun" şarkısı; aslında bir insanın kendi duygusunun büyüklüğünden korkmasının kaydı. Frank Ocean burada aşkı değil, aşkın sonsuza kadar sürebileceği ihtimalini itiraf ediyor ve bu itiraf onu felaket görüntüleriyle konuşmak zorunda bırakıyor.
Listen elsewhere

We couldn't link a Spotify track for this story. Try searching the title on song.link to find it on your preferred service.

Fısıltıyla söylenen en büyük itiraf

Pop tarihinde bağıran aşk şarkıları çoktur. "Thinkin Bout You" bağırmaz. Frank Ocean sesini neredeyse kırılma noktasına kadar inceltir, falsetto'ya çıkar ve orada titrek bırakır. Şarkının en ünlü anı, sesin tam olarak tutmadığı, hafifçe çatladığı yerdir. Stüdyoda bunu düzeltmek beş dakika sürerdi. Düzeltilmedi.

Sebep basit ve şarkının bütün meselesi de bu: anlatıcı kendinden emin değil. Karşısındakine "beni düşünüyor musun" diye sorarken, aslında kendi cevabını çoktan biliyor ve bu bilgiden utanıyor. Şarkının sürprizi şu ki mesele ayrılık acısı bile değil. Mesele, birinin hayatında ilk kez "sonsuza kadar" kelimesini ciddi ciddi düşünmesi ve bu düşüncenin ne kadar tehlikeli olduğunu fark etmesi.

Ocean bu duyguyu anlatmak için aşk kelimeleri kullanmıyor. Hava durumu kullanıyor. Kasırga, hortum, yağmur. Sonra bir uçağın okyanusa çakılması. Duyguyu bir doğal afetle eşleştiriyor, çünkü kontrol edilemeyen tek şey ikisi de. Bu, 2012'de R&B'de duyduğumuz hiçbir şeye benzemiyordu ve bugün hâlâ benzemiyor.

New Orleans'tan çıkan bir hayalet yazar

Frank Ocean'ın gerçek adı Christopher Edwin Breaux. 1987 doğumlu, Long Beach'te doğup New Orleans'ta büyümüş bir çocuk. Müzikle ilişkisi baştan romantik değil, işçi gibiydi: liseden sonra yerel stüdyolarda çalışmak için para biriktirdi, komşularının arabalarını yıkadı, kupon kesti.

2005'te Katrina Kasırgası geldi. Şehri parçaladı, Ocean'ın çalıştığı stüdyoyu ve kaydettiği malzemeyi de yuttuğu söylenir. Yirmi yaşındaki bir müzisyen için bu, sadece maddi bir kayıp değil; hafızanın silinmesi. Ocean Los Angeles'a taşındı. Başta "birkaç ay" diye gitti, geri dönmedi.

Los Angeles'ta yaptığı iş şarkıcılık değil, hayalet yazarlıktı. Başkaları için şarkı yazdı; John Legend, Brandy, Justin Bieber gibi isimlerin repertuvarına katkı verdiği aktarılır. Kendi adı hiçbir kapakta yoktu. Sonra Odd Future'a, yani Tyler, the Creator'ın etrafında toplanmış o kaotik, kaba, kural tanımaz kolektife katıldı. Frank Ocean bu grubun içinde en sessiz, en melankolik, en az bağıran kişiydi. Tam da bu yüzden en çok fark edildi.

2011'de plak şirketiyle yaşadığı tıkanmayı kendi başına çözdü: nostalgia,ULTRA adlı mixtape'i internete bedava koydu. Kimseye sormadı. Bu hareket, o dönemde büyük bir şirket sanatçısı için neredeyse saygısızlıktı ve tam olarak işe yaradı.

Türkiyeli dinleyici için buradaki bağ şu: Ocean'ın müziğinin merkezinde bir felaket sonrası hafıza var. Katrina sonrası New Orleans'ın müziği, "her şey bir gecede gidebilir" bilgisiyle yazılmış bir müziktir. Türkiye'de büyümüş biri bu cümleyi açıklama gerektirmeden anlar. 1999 Marmara'dan 2023 Kahramanmaraş'a kadar, bu coğrafyada da duygular hep aynı ikili gerilimle taşındı: bir yanda gündelik hayatın devam etme ısrarı, diğer yanda zeminin her an kayabileceği bilgisi. Ocean'ın aşk şarkısında kasırga metaforu kullanması bir süsleme değil; onun için hava durumu gerçekten kaderin diliydi. Aynı sebeple Türkiye'de arabesk, aşkı hep kaderle, kaza ile, yıkımla birlikte anlatır. İki gelenek birbirinden çok uzak görünür ama aynı sezgiden beslenir.

Şarkının tuhaf doğum hikâyesi

"Thinkin Bout You"nun ilk hayatı Frank Ocean'a ait değildi. Şarkının başlangıçta Bridget Kelly adlı şarkıcı için yazıldığı, Ocean'ın rehber vokalini içeren demo versiyonunun 2011'de internete sızdığı ve bir süre Kelly'nin şarkısı olarak dolaştığı aktarılır. Yani şarkı, ortaya çıktığı ilk anda bile bir kimlik karışıklığıyla geldi.

Ocean tepkisini yine kendi usulüyle verdi: kendi versiyonunu Tumblr hesabına koydu. O yıllarda Tumblr, Ocean'ın gerçek yayın kanalıydı. Basın bülteni yok, single kampanyası yok, sadece bir bağlantı.

Prodüksiyonda Shea Taylor'ın imzası var. Ama "prodüksiyon" kelimesi burada yanıltıcı, çünkü kayıtta neredeyse hiçbir şey yok. Yumuşak bir davul, birkaç ince synth katmanı, boşluk. 2012 R&B'sinin standardı buna tamamen zıttı: o dönem radyoda hâkim olan şey büyük EDM etkili dropped, sıkıştırılmış, her frekansı doldurulmuş üretimdi. Ocean tersine gitti ve şarkının içine hava koydu. Sesin etrafındaki sessizlik, şarkının en pahalı malzemesi.

Şarkı Temmuz 2012'de çıkan channel ORANGE albümünün ilk single'ı oldu. Ve çıkışının hemen öncesinde, Ocean başka bir şey daha yaptı.

Albümden birkaç gün önce yazılan mektup

4 Temmuz 2012'de Frank Ocean, Tumblr'da bir metin yayımladı. Aslında albümün iç kapağı için yazılmış, sonra kamuya açılmış bir nottu. İçinde, on dokuz yaşındayken ilk kez âşık olduğu kişinin bir erkek olduğunu anlatıyordu. Karşılıksız bir aşktı ve yıllarca kimseye söylenmemişti.

Bu metnin bağlamını anlamak önemli. 2012'de, hip-hop ve R&B çevresinde bu ölçüde açık bir ifade neredeyse görülmemişti. Ocean'ın kariyerinin biteceğini söyleyenler oldu. Olmadı. Tam tersine, Tyler, the Creator ve Beyoncé dahil olmak üzere pek çok isim açık destek verdi ve mektup, döneminin en çok konuşulan kültürel anlarından birine dönüştü.

Bu mektup "Thinkin Bout You"yu geriye dönük olarak yeniden yazdı. Şarkının içindeki o tuhaf tereddüt, o "bunu söylemeli miyim" duraksaması, o falsetto'nun kırılganlığı birden başka bir ağırlık kazandı. Şarkı zaten yayındaydı; ama artık farklı duyuluyordu. Aynı kayıt, aynı notalar, bambaşka bir hikâye.

Dikkat edilmesi gereken bir nokta var: Ocean şarkının kim hakkında olduğunu hiçbir zaman net biçimde açıklamadı ve bunu yapmayı da reddetti. Şarkıyı biyografisine indirgemek, onun bilinçli olarak bıraktığı belirsizliği yok etmek olur. Ocean'ın yaptığı şey bir ifşa değil, bir kapı aralamaydı.

Sözlerin içinde ne oluyor

Şarkı, çok basit bir soruyla açılır ve bu soru bütün parçanın omurgasıdır: karşıdaki kişi hâlâ düşünüyor mu? Ama anlatıcı sorusunu sorarken kendini ele verir; kendi tarafındaki cevabı zaten söylemiştir ve söyledikten sonra geri alamaz.

İlk bölümde anlatıcı, düşüncelerinin "sonsuza kadar" boyutuna kaydığını fark eder. Bu, aşk şarkılarında genelde zafer anıdır. Burada değil. Burada bir alarm. Çünkü sonsuzluğu düşünmek, kaybetme ihtimalini de aynı ölçekte büyütür.

Sonra metaforlar geliyor. Yağmur ve fırtına imgeleri, duygunun kendi kendine yağmasını anlatır: kişi istese de kapatamıyor. Bir uçağın denize düşmesi görüntüsü ise şarkının en sert anıdır; anlatıcı, bu ilişkinin bittiğini düşünmenin kendisini bir kaza gibi yaşadığını söyler. Ocean bu görüntüleri melodram için kullanmıyor. Ölçek için kullanıyor. Duygunun büyüklüğünü ancak felaket ölçeğinde anlatabiliyor, çünkü gündelik dil yetmiyor.

Şarkıda ayrıca sıcak iklimde büyümüş birinin karı hiç görmemiş olmasına dair bir imge var. Bu imge küçük ama şarkının anahtarı: anlatıcı, hiç yaşamadığı bir şeyi tarif etmeye çalışıyor. Yani aşkı da böyle anlatıyor. Daha önce hiç bilmediği bir hâli, elindeki eksik kelimelerle tarif etmeye uğraşıyor. Kar, burada tam olarak "adını koyamadığım duygu" demek.

Nakaratta ses giderek incelir. Şarkının sonuna doğru artık soru sormaz, sadece tekrar eder. Bu tekrar bir ısrar değil, bir teslimiyet. Cevabı almayacağını bilen birinin, yine de sormayı bırakamaması.

2012'den sonra ne değişti

channel ORANGE çıktığında eleştirmenler onu hemen dönemin en önemli albümlerinden biri saydı. Albüm Grammy'de Best Urban Contemporary Album ödülünü aldı; "Thinkin Bout You"nun da o yılın büyük kategorilerinde adaylık kazandığı aktarılır. Ama şarkının etkisi ödül listelerinden çok daha uzun ömürlü oldu.

Ocean'ın açtığı alan somut. Ondan sonra gelen kuşak - SZA, Steve Lacy, Daniel Caesar, Blood Orange, Brent Faiyaz gibi isimler - duygusal kırılganlığı, cinsel kimlik belirsizliğini, üretim boşluğunu ve "kusurlu vokali bırakma" cesaretini standart bir araç olarak devraldı. 2012'den önce R&B'de erkek vokalistin görevi kontrolü göstermekti. Ocean kontrolü kaybetmenin de bir performans olabileceğini kanıtladı.

Bir de şu var: Ocean, 2016'da Blonde'u yayımladıktan sonra neredeyse kayboldu. Nadiren konser verdi, nadiren röportaj yaptı, sosyal medyayı yıllarca sessiz bıraktı. Bu ortadan kaybolma stratejisi bile bir estetik hâline geldi. Sürekli içerik üreten bir çağda, susmayı bir sanatsal karar olarak kullanan çok az isim var ve Ocean bunun en bilinen örneği. "Thinkin Bout You"nun boşluklarla kurulmuş olması bu açıdan bir tesadüf değil; adamın bütün kariyeri boşluk üzerine kurulu.

Şarkı ayrıca canlı performansta ünlü bir kırılganlık anı yaşadı: 2012'de televizyonda verdiği bir performansın teknik ve vokal olarak zorlandığı, epeyce tartışıldığı hatırlanır. İlginç olan şu ki bu bile şarkının lehine çalıştı. Kusursuz söylenemeyen bir şarkı, kusursuz olmayan bir duygunun şarkısı olarak daha inandırıcı hâle geldi.

Neden hâlâ dinleniyoruz

"Thinkin Bout You" bugün Ocean'ın en çok dinlenen parçalarından biri ve dinleyici kitlesinin büyük kısmı 2012'de daha çocuktu. Şarkının yaşlanmamasının birkaç sebebi var.

Birincisi, mesele teknolojik olarak zamansız. Şarkıda telefon yok, mesaj yok, sosyal medya yok. Ama şarkının tamamı, tam olarak birinin mesaj atmasını bekleyen insanın psikolojisini anlatıyor. Ocean o durumu, o durumun aletlerini hiç anmadan tarif ettiği için şarkı eskimiyor.

İkincisi, şarkı utancı yargılamıyor. Birini hâlâ düşünüyor olmak, özellikle karşı taraf düşünmüyorken, modern ilişki kültüründe bir tür yenilgi sayılıyor. "Soğuk kal", "önemseme", "ilk yazan olma" tavsiyeleriyle kuşatılmış bir dönemde Ocean'ın yaptığı şey tam tersi: önemsediğini kabul ediyor ve bunu zayıflık olarak sunmuyor.

Üçüncüsü ve belki en önemlisi, şarkı bir sonuç vermiyor. Barışma yok, kapanış yok, ders yok. Sadece askıda kalmış bir soru var. Gerçek hayatta ilişkilerin çoğu da böyle biter zaten: cevapsız, kapanmamış, yıllarca ara ara geri gelen bir düşünce olarak. Frank Ocean bu şarkıda bir hikâye anlatmıyor, bir hâli kaydediyor. Kaydedilmiş hâller, anlatılmış hikâyelerden daha uzun yaşıyor.


Daha derine dalmak için

🎧 Sese gömülmek

📚 Hikâyenin peşine düşmek

🌍 Mekânları görmek

🎸 Kendin deneyimlemek


🎵 Bu şarkıyı dinle

🤖 Daha fazlasını sor
Tags
10s