SONGFABLE · 2018

pete davidson

ARIANA GRANDE · 2018

TL;DR: "pete davidson", bir dakika on üç saniyelik minik bir aşk notu gibi görünür ama aslında iki travma hayatta kalanının birbirinde bulduğu ani, çılgın ve neredeyse çaresizce umutlu bir sığınağın kaydıdır. Ariana Grande, Manchester saldırısının gölgesinde yazdığı bu şarkıya sevgilisinin adını koyarak, mutluluğunu yaşarken onu kaybetme riskini de aynı anda göze almış oldu.
Listen elsewhere

We couldn't link a Spotify track for this story. Try searching the title on song.link to find it on your preferred service.

Bir şarkıya birinin adını koymak

Pop müzikte bir sevgiliye şarkı yazmak sıradandır. Ama o şarkıya doğrudan sevgilinin adını ve soyadını koymak, üstelik bunu tanışmanızın üzerinden birkaç ay geçmişken yapmak bambaşka bir cesaret ister. 2018 yazında Ariana Grande tam olarak bunu yaptı. "Sweetener" albümünün ortasında, çoğu insanın dinlemeye alışkın olduğu şarkı uzunluğunun çok altında, bir dakikayı biraz aşan bir parça belirdi: "pete davidson".

Şarkının en şaşırtıcı tarafı süresi ya da adı değil aslında. Asıl çarpıcı olan, bu kadar kısa bir parçanın taşıdığı duygusal yük. Çünkü bu, sadece "aşık oldum" diyen bir şarkı değil. Çok zor bir yıldan çıkmış bir kadının, hayatına aniden giren bir adama tutunma biçiminin kaydı. Ve dinleyen herkes, o tutunmanın ne kadar kırılgan olduğunu belki de o an bile sezmişti.

İşin acı ironisi şudur: şarkı yayınlandığında Grande ile komedyen Pete Davidson nişanlıydı. Albüm çıktıktan yaklaşık iki ay sonra ise ayrılmışlardı. Böylece "pete davidson", pop tarihinde çok az şarkının başardığı bir şeyi yaptı; hem bir aşkın en yüksek noktasının fotoğrafı hem de o aşkın ne kadar hızlı yanıp söndüğünün belgesi haline geldi.

2018 yazı: acının içinden çıkan bir albüm

Bu şarkıyı anlamak için bir yıl geriye, çok karanlık bir noktaya gitmek gerekiyor. 22 Mayıs 2017'de Manchester Arena'da, Ariana Grande'nin konserinin bitiminde bir bombalı saldırı gerçekleşti ve yirmi iki kişi hayatını kaybetti. Kurbanların çoğu genç kızlardı ve pek çoğu için bu, hayatlarındaki ilk büyük konser deneyimiydi. Grande o dönemde henüz yirmili yaşlarının başındaydı ve anlatıldığına göre travma sonrası stres belirtileriyle, yoğun kaygı ataklarıyla uzun süre boğuştu.

"Sweetener" işte bu enkazın üzerine kurulan albümdür. Adı bile bir tavır bildirir: acıyı yok saymadan, acıya biraz tatlılık katma çabası. Albümün üretim tarafında Pharrell Williams'ın ağırlığı hissedilir; alışılmış radyo pop kalıplarının dışına çıkan, ritmi tuhaf yerlerde kıran, vokalleri bir enstrüman gibi katmanlayan bir yaklaşım hâkimdir. "pete davidson" da bu Pharrell dokusunu taşır; sıcak, yumuşak, neredeyse fısıltıyla söylenmiş bir ara parça gibi durur.

Grande ile Davidson'ın hikâyesi ise televizyonda başladı. Davidson, Amerika'nın efsanevi komedi programı "Saturday Night Live"ın kadrosundaydı ve ikisi ilk kez 2016'da Grande programa konuk olduğunda tanışmıştı. İlişkileri 2018 Mayıs'ında başladı, aktarıldığına göre haziran ayında nişanlandılar. Yani tanışmadan nişanlanmaya giden yol, takvimde birkaç haftaya sığmıştı.

Burada çoğu kişinin gözden kaçırdığı bir detay var ve şarkının duygusal çekirdeğini asıl o açıklıyor. Davidson da bir felaketin çocuğuydu: babası New York'ta itfaiyeciydi ve 11 Eylül 2001 saldırılarında hayatını kaybetti. Davidson o sırada henüz küçük bir çocuktu. Yani 2018 yazında birbirine sarılan bu iki genç insan, ikisi de kamuoyunun gözü önünde yaşanmış bir terör olayının kalıcı izini taşıyordu. Bu bilgiyle dinlendiğinde "pete davidson", bir magazin şarkısı olmaktan çıkıp iki yaralının birbirini tanıma anına dönüşür.

Türkiyeli dinleyici için burada oldukça tanıdık bir zemin var. Bir yandan, kamusal acıyla büyümüş, haberlerdeki felaketlerin hayatının içinden geçtiği bir toplumda "kaybetmeye alışmak" duygusu yabancı değildir. Öte yandan, bu şarkıdaki aceleci bağlanma da Türkiye'de son derece bildik bir sosyal hikâyedir: söz, nişan, yüzük, aileye ve herkese ilan edilen karar. Türkiye'de nişan yalnızca iki kişinin özel meselesi değil, çevreye verilen bir sözdür; bu yüzden bozulduğunda da yalnızca kalp değil, itibar ve dedikodu dengesi sarsılır. Grande bir şarkıya sevgilisinin adını koyarken tam olarak bunu yaptı: kararını dünyaya, geri dönüşü olmayacak şekilde ilan etti. Türkiye'de nişanı sosyal medyadan duyurup birkaç ay sonra sessizce fotoğrafları silen herkes, bu şarkının riskini anlar.

Sözlerin altında ne var

Şarkı, sözleri açısından gösterişli bir edebiyat denemesi değil. Tam tersine, kasıtlı olarak sade, gündelik, neredeyse mesajlaşma diline yakın bir tonda ilerler. Anlatıcı, hayatına giren bu adamın kendisine iyi geldiğini, onunla birlikteyken bir tür huzur ve güven bulduğunu anlatır. Söz konusu olan büyük şiirsel metaforlar değil, günün içinden çıkmış küçük itiraflardır: birine hızla bağlanmanın verdiği baş dönmesi, o kişinin varlığının kaygıyı yatıştırması, "bu insan artık benim" diyebilme sevinci.

Sözlerdeki en çarpıcı hamle, sahiplenme dilinin bu kadar açıkça kullanılmasıdır. Anlatıcı, aşkını bir tür güvenli liman gibi tarif eder ve bu limanın kendisine ait olmasını ister. Bunu yaparken de kırılganlığını gizlemez; kendi kaygısını, kendi telaşını, "bu kadar hızlı gitmemem gerektiğini biliyorum ama gidiyorum" hissini açıkça sezdirir. Şarkının çekiciliği de burada. Kusursuz bir aşk tarifi değil, kontrolünü kaybetmiş bir mutluluğun itirafıdır.

Bir de mizah katmanı var. Grande ile Davidson'ın ilişkisi baştan sona esprili bir kamusal performans olarak yürüdü; sosyal medyada birbirlerine attıkları şakalar, ortak dövmeler, o yaza damgasını vuran internet argosu. Şarkının içinde de bu hafiflik hissedilir. Ağırbaşlı bir aşk ilanından çok, gülerek söylenmiş bir sevgi notudur. Ve zaten bir dakikanın biraz üzerinde bitmesi de bu his ile uyumludur: uzun uzun anlatılan bir hikâye değil, telefonuna hızlıca kaydedilmiş bir sevinç anı gibi.

Şarkının aslen daha kısa bir adla, yalnızca sevgilisinin ilk adıyla anıldığı, sonradan tam ada dönüştüğü anlatılır. Doğruluğu tam netleşmese de bu detay, şarkının nasıl bir refleksle doğduğunu güzel özetliyor: önce özel bir mutluluk, sonra o mutluluğun bilinçli olarak kamusallaştırılması.

Müzikal olarak da şarkı bu içerikle uyum içinde ilerliyor. Vurucu bir nakarat, büyük bir doruk noktası ya da radyoya göre tasarlanmış bir yapı aramak boşuna. Bunun yerine yumuşak bir akor yastığı, hafifçe salınan bir ritim ve üst üste bindirilmiş, neredeyse kulağa fısıldayan vokaller var. Grande'nin çok geniş bir ses aralığına sahip olduğu ve gerektiğinde teknik bir gösteri yapabildiği herkesin bildiği bir gerçek; ama burada tam tersini seçiyor. Sesini kısıyor, mesafeyi kapatıyor ve şarkıyı bir sahne performansından çok bir yatak odası konuşmasına benzetiyor. Bu tercih, parçanın samimiyetini teknik bir seçime dönüştürüyor.

Bir de albüm içindeki konumu var. "pete davidson", "Sweetener"ın ortalarında, daha ağır ve daha yaralı parçaların arasında küçük bir aydınlık gibi belirir. Öncesinde ve sonrasında kaygıdan, iyileşmeden, dayanma gücünden bahseden şarkılar vardır. Bu kısa parça ise sanki nefes alma molasıdır. Albümü baştan sona dinlediğinizde bu konumlandırmanın tesadüf olmadığı hissedilir; karanlığın ortasına yerleştirilmiş bilinçli bir ışık huzmesidir.

Ayrılıktan sonra hayatta kalan şarkı

"Sweetener" 17 Ağustos 2018'de yayımlandı. Ardından gelen aylar Grande için bir başka yıkımın habercisi oldu. Eylül ayında, eski sevgilisi rapçi Mac Miller hayatını kaybetti. Bu kayıp hem Grande'yi hem de yeni ilişkisini derinden sarstı; aktarılanlara göre Davidson ile ilişkileri ekim ayında sona erdi ve nişan bozuldu.

Bu noktada şarkı çok tuhaf bir konuma düştü. Adında bir insanın tam ismi olan, o insana adanmış bir parça, artık geçmişte kalan bir ilişkinin anıtı haline gelmişti. Grande'nin şarkıyı albümden çıkarmayı düşündüğü söylenir; ama şarkı yerinde kaldı. Bugün streaming platformlarında hâlâ orada duruyor ve dinleyen herkes, o bir dakikanın sonunda ne olduğunu bilerek dinliyor.

Hikâyenin devamı ise pop tarihine geçen bir cevap oldu. Kasım 2018'de Grande "thank u, next" şarkısını yayımladı. Bu şarkıda eski sevgililerini adlarıyla anıp her birinden ne öğrendiğini anlatıyor, Davidson'dan da minnetle söz ediyordu. Sonra "imagine", "7 rings", "break up with your girlfriend, i'm bored" derken tüm bir albüm doğdu ve Grande, acıyı sahiplenerek kariyerinin en büyük ticari zirvesine ulaştı.

Böylece "pete davidson" ile "thank u, next" arasında, birkaç ay arayla yayımlanmış iki kutuplu bir ikili oluştu: biri aşkın en yüksek anını, diğeri o aşkın bittikten sonraki olgunluğunu anlatan iki şarkı. Bunları arka arkaya dinlemek, bir insanın birkaç ay içinde ne kadar hızlı değişebileceğini duymak gibidir.

Şarkının bir başka kültürel etkisi de dolaylı oldu. Davidson, bu ilişkinin ardından Amerika'da tanınırlığı katlanan bir isme dönüştü; ilişkiyi ve kaybettiklerini kendi stand-up işlerinde, ardından yarı otobiyografik "The King of Staten Island" filminde işledi. Yani şarkı sadece bir aşkı belgelemekle kalmadı, iki kariyerin birbirine değdiği anın da mührü oldu.

Neden hâlâ dinleniyor

Bu şarkının kalıcılığı klasik anlamda bir hit olmasından gelmiyor. Radyoda tekrar tekrar çalan, stadyumlarda hep bir ağızdan söylenen bir parça değil. Buna rağmen "pete davidson", "Sweetener" albümünün en çok konuşulan parçalarından biri olmayı sürdürüyor. Sebebi de tam olarak bu kırılganlık.

Sosyal medya çağında hepimiz aynı riski her gün alıyoruz. Bir ilişkinin en güzel anında fotoğraf paylaşıyoruz, birinin adını profilimize yazıyoruz, ortak hesaplar açıyoruz, dövme yaptırıyoruz. Sonra o ilişki bittiğinde geriye, sildiğimizde bile birilerinin ekran görüntüsünü aldığı bir iz kalıyor. Grande'nin yaptığı, bunun endüstriyel ölçekteki hâliydi: geri alınamayacak bir aşk ilanı. Şarkıyı bugün dinlemek, kendi silinmiş paylaşımlarımıza bakmaya benziyor.

İkinci sebep, şarkının duygusal dürüstlüğü. Aşkı olduğundan daha bilge, daha ölçülü göstermeye çalışmıyor. Aksine, bir insanın çok zor bir dönemden çıkarken birine nasıl aceleyle sarılabileceğini yargılamadan gösteriyor. Psikolojik olarak da tanıdık bir örüntü bu; travma sonrası dönemde insanlar sıklıkla hızlı ve yoğun bağlar kurabiliyor. Şarkı bunu ne savunuyor ne de mahkûm ediyor, sadece kaydediyor.

Üçüncüsü de en insani olanı: kısa süreli de olsa gerçek olmuş bir mutluluğun değeri. İlişki bitti diye o yaz yaşanan sevincin sahte olduğunu söyleyemeyiz. "pete davidson" tam olarak o gerçekliğin belgesi. Bir dakika on üç saniye boyunca, birinin gerçekten mutlu olduğu bir anı duyuyoruz ve o an, sonradan olanlar yüzünden değersizleşmiyor.

Belki de bu yüzden şarkı zamanla farklı bir anlam kazandı. Artık yalnızca bir aşkın değil, insanın kendini yeniden mutlu olmaya izin verme cesaretinin şarkısı gibi dinleniyor. Sonunun ne olacağını bilmeden birine güvenmek, gülünç duruma düşme riskini göze almak, kalbin kapısını bir kez daha açmak. Türkiye'de yıllar sonra eski bir nişan fotoğrafına rastlayıp buruk gülümseyen herkes, bu duyguyu tercümesiz anlar.


Daha derine dalmak için

🎧 Sesin içine gömülmek

📚 Hikâyenin peşine düşmek

🌍 Mekânları görmek

🎸 Kendin denemek


🎵 Bu şarkıyı dinle

🤖 Daha fazlasını sor
Tags
10s