SONGFABLE · 2018

Praise The Lord (Da Shine)

A$AP ROCKY · 2018

TL;DR: Görünüşte bir hava atma marşı gibi duran bu şarkı, aslında Atlantik'in iki yakasını -Harlem'in rap'ini ve Londra'nın grime'ını- tek bir hipnotik flüt döngüsünde birleştiren, "kendini kanıtlama" üzerine kurulu bir zafer ilanıdır.
Listen elsewhere

We couldn't link a Spotify track for this story. Try searching the title on song.link to find it on your preferred service.

Kulağa çakılan o flüt: asıl mesele burada başlıyor

Çoğu insan "Praise The Lord"u ilk dinlediğinde şarkı sözlerini hatırlamaz; hatırladığı şey o flüttür. Basit, neredeyse çocuksu, sürekli tekrar eden bir nefesli çalgı motifi tüm parçanın omurgasını oluşturur. İşte şarkının asıl sürprizi de burada saklı: bu kadar gösterişli, bu kadar "ben geldim" diyen bir hip-hop parçasının merkezinde, kaba bir 808 bası veya agresif bir synth değil, kırılgan ve melankolik bir flüt var. A$AP Rocky ve İngiliz sanatçı Skepta, bu zıtlığı bilerek kuruyor. Kabadayılık ile kırılganlığı, zafer çığlığı ile hüznü aynı anda çalıyorlar.

Şarkının adındaki "Da Shine" (parlamak, parlayış) tam da bunu anlatır. Rocky burada sadece "başardım" demiyor; "ben parlıyorum ve bu parlaklık bedava gelmedi" diyor. Söylenene göre parça, sanatçının kendi başarısını, geldiği yeri ve ödediği bedeli aynı cümlede kutlama arzusundan doğuyor. Yani "Tanrı'ya şükür" ifadesi, dindar bir dua olmaktan çok, yokluktan gelip zirveye ulaşmış birinin hayata karşı duyduğu minnetin sokak diline tercüme edilmiş hali.

Harlem'den Londra'ya uzanan bir köprü

A$AP Rocky, gerçek adıyla Rakim Mayers, New York'un Harlem semtinde büyüdü. Adını efsanevi rapçi Rakim'den alması bile tesadüf değil; müzikle olan ilişkisi doğduğu andan itibaren kaderine yazılmış gibiydi. 2011'de internette viral olan "Peso" parçasıyla dikkat çekti ve kısa sürede sadece bir rapçi değil, bir moda ve estetik ikonu olarak konumlandı. Onun için müzik hiçbir zaman sadece ritim ve kafiye olmadı; renk, doku, kumaş ve görsel bir dünyaydı.

"Praise The Lord", Rocky'nin 2018 tarihli üçüncü stüdyo albümü Testing'in en çok konuşulan parçalarından biri oldu. Bu albüm, sanatçının bilinçli olarak deneysel bir yöne saptığı, alışılmış rap kalıplarını esnetip psychedelic dokular, beklenmedik sample'lar ve tür sınırlarını bulanıklaştıran bir yaklaşım denediği bir çalışmaydı. İsminin "Testing" (test etme, deneme) olması bir manifesto gibiydi.

İşte bu noktada şarkının en ilginç yönü devreye giriyor: konuk sanatçı ve yapımcı olarak Skepta. Skepta, Nijerya kökenli bir aileden gelen, Londra'nın kuzeyindeki Tottenham'da büyümüş bir İngiliz grime efsanesidir. Grime, 2000'lerin başında Londra'nın işçi sınıfı mahallelerinde doğan, hızlı, sert ve çok İngiliz bir elektronik rap türüdür. Amerikan hip-hop'ından beslenir ama aksanı, ritmi ve tavrı tamamen kendine özgüdür. Rocky ile Skepta'nın bu parçada bir araya gelmesi, iki farklı şehir kültürünün, iki farklı sokak dilinin buluşması anlamına geliyor.

Türk müzik dinleyicisi için buradaki kültürel bağ oldukça tanıdık olabilir: Tıpkı Türkçe rap'in yıllar içinde hem Amerikan hip-hop'ından hem de Avrupa'daki -özellikle Almanya'daki- göçmen rap sahnesinden beslenip kendi özgün sesini bulması gibi, "Praise The Lord" da bir "melezlik" hikâyesidir. Skepta'nın grime kökeni ile Rocky'nin Harlem rap'i, tıpkı diaspora kültürlerinin birbirine karışıp yeni bir şey yaratması gibi tek bir parçada eriyor. Kültürlerin kesiştiği yerde doğan bu tür işbirlikleri, kimlik ve aidiyet üzerine düşünen her dinleyiciye tanıdık gelir.

Sözlerin ardındaki gerçek: kanıtlanmış bir zafer

Şarkının sözlerini birebir aktarmadan, ne anlattığını çözmeye çalışalım. "Praise The Lord", özünde bir "başarı hesaplaşması"dır. Rocky, geldiği yeri, ödediği bedeli ve ulaştığı noktayı sürekli olarak yan yana koyar. Hava atmak ile şükretmek arasında salınıp durur. Bir yandan zenginliğini, stilini ve statüsünü kutlarken, diğer yandan bunların hiçbirinin garanti olmadığını, her şeyin kaybedilebileceğini ima eder.

Sözlerin dokusunda tekrar eden temalar var: yükseliş ve düşüş korkusu, para ve onun getirdiği yalnızlık, çevredeki insanların samimiyetine duyulan şüphe ve en önemlisi, "kendini kanıtlama" arzusu. Rocky, dinleyiciye kim olduğunu hatırlatmaya değil, kim olduğunu kanıtlamaya çalışıyor gibidir. Bu, magazinsel bir gösterişten çok, kendi değerini dünyaya ispat etme takıntısının müzikal ifadesidir.

Skepta'nın bölümü ise parçaya bambaşka bir renk katar. Onun İngiliz aksanı, grime'a özgü ritmik atağı ve daha "sokak" bir anlatımı, Rocky'nin daha akışkan, daha "cool" tavrıyla karşıtlık oluşturur. İki sanatçı da benzer temaları -başarı, dayanıklılık, otantiklik- işler ama tamamen farklı bir enerjiyle. Sanki aynı hikâyeyi iki farklı şehrin iki farklı çocuğu anlatıyor gibidir.

O flüt döngüsü tüm bu anlatının altında sürekli akarken, garip bir duygusal katman yaratır. Sözler zafer ve gösterişten bahsederken, müzik hafif bir hüzün taşır. Bu tezat, şarkıyı basit bir "flex" (hava atma) parçası olmaktan çıkarıp, başarının bedeli üzerine düşünen bir esere dönüştürür. Rocky belki de şunu söylüyor: parlamak güzel, ama parlamak yorucu ve yalnız bir şey.

Kültürel bağlam ve mirası

"Praise The Lord", çıktığı dönemde hem ticari hem de kültürel olarak büyük bir etki yarattı. ABD ve İngiltere listelerinde üst sıralara tırmandı, defalarca platin sertifika aldı ve o dönemin en çok çalınan hip-hop parçalarından biri oldu. Ancak asıl önemi rakamlarda değil, temsil ettiği şeydeydi.

Bu parça, Amerikan hip-hop'ı ile İngiliz grime'ı arasındaki köprünün en görünür örneklerinden biri haline geldi. 2010'ların ortalarında Skepta, Stormzy gibi İngiliz sanatçılar Atlantik'in öte yakasında da tanınmaya başlamıştı, ama "Praise The Lord" gibi büyük bir Amerikan yıldızıyla yapılan işbirliği, grime'ın küresel meşruiyetini pekiştirdi. Bir bakıma bu şarkı, "İngiliz rap'i de en az Amerikan rap'i kadar sahici ve güçlü" mesajını dünyaya duyurdu.

Şarkının klibi de kendi başına bir kültürel olay oldu. Sürreal, gotik ve moda dünyasından beslenen görsel dili, Rocky'nin sadece bir müzisyen değil, aynı zamanda bir görsel sanatçı olduğu iddiasını güçlendirdi. Karanlık, teatral ve tuhaf sahneler, parçanın flütündeki o melankoliyi görsele taşıdı. Rocky, moda haftalarından galeri açılışlarına kadar uzanan bir estetik evrenin parçasıydı ve bu klip o evreni müziğe bağladı.

Bir başka önemli miras, şarkıdaki flüt sample'ının açtığı kapıdır. O yıllarda hip-hop'ta flüt ve nefesli çalgı döngülerinin kullanımı belirgin biçimde arttı. "Praise The Lord", bu akımın en akılda kalıcı örneklerinden biri olarak, prodüktörlerin daha "organik", daha melodik ve daha atmosferik sesler aramasını teşvik etti. Basit bir motifin bir koca parçayı taşıyabileceğini kanıtladı.

Neden hâlâ dinleniyor?

Aradan yıllar geçmesine rağmen "Praise The Lord" hâlâ playlistlerde, spor salonlarında, arabalarda ve kulüplerde çalınıyor. Bunun sebebi sadece kolay akılda kalan flütü değil. Şarkının anlattığı duygu evrensel: yokluktan gelip bir şeyler başarmış, ama başarının bedelini ödemiş, hâlâ kendini kanıtlama ihtiyacı duyan birinin ruh hali.

Bu duygu, hangi ülkeden veya kültürden olursa olsun herkese dokunuyor. İster İstanbul'da kendi işini kurmaya çalışan genç bir girişimci olun, ister bir mahalleden çıkıp hayallerinin peşinden koşan biri; "parladım ama bu bedava gelmedi" hissini herkes bir yerde yaşıyor. Şarkı, kibirli görünürken aslında oldukça kırılgan bir yer tutuyor ve bu samimiyet zamana direniyor.

Bir de şu var: "Praise The Lord" iki neslin, iki türün ve iki şehrin buluştuğu bir anı ölümsüzleştiriyor. Grime ve Amerikan rap'inin bu kadar zarif bir şekilde birleştiği anlar nadirdir. Bu yüzden parça, bir müzik tarihi belgesi gibi de okunabilir. Sınırların, aksanların ve kökenlerin müzikte nasıl eridiğini gösteren küçük bir başyapıt.

Ve tabii o flüt. İnsan beyni tekrar eden, basit ve biraz melankolik melodileri sever. "Praise The Lord"un motifi, ilk duyduğunuz andan itibaren zihninize yerleşir ve kolay kolay çıkmaz. Belki de bu şarkının gerçek sırrı budur: en gösterişli sözlerin altında, unutması imkânsız, mütevazı bir nefes sesi.


Daha derine dalmak için

🎧 Sesin içine dalmak

O hipnotik flüt döngüsünü ve Rocky'nin deneysel dünyasını gerçekten anlamak için parçanın çıktığı albümü baştan sona dinlemek gerekir. Testing albümü, tek bir hit'in ötesinde bir sanatçının kendi sınırlarını zorladığı bir yolculuktur.

📚 Hikâyeyi takip etmek

Bir şarkının ardındaki kültürü anlamak için o kültürün kitaplarına dalmak gerekir. Hem Amerikan hip-hop'ı hem de Londra grime sahnesi üzerine yazılmış zengin bir literatür var.

🌍 Mekânları ziyaret etmek

Bu şarkının ruhu iki şehirde yaşıyor: New York'un Harlem'i ve Londra'nın kuzeyi. Bu iki dünyayı gezmek, parçayı bambaşka duymanızı sağlar.

🎸 Kendin deneyimlemek

Bu parçanın kalbi flütte atıyor. Neden bir müzik aletiyle o hissi kendiniz denemeyesiniz? Ritim ve melodinin nasıl birleştiğini elleriniz öğrenince şarkı bambaşka açılıyor.


🎵 Bu şarkıyı dinle

🤖 Daha fazlasını sor
Tags
10s