SONGFABLE · 2020

the last great american dynasty

TAYLOR SWIFT · 2020 · WATCH HILL, RHODE ISLAND, USA

TL;DR: Şarkı, Taylor Swift'in 2013'te satın aldığı Rhode Island'daki malikânenin bir önceki sahibi olan Standard Oil varisi Rebekah Harkness'ın gerçek hikâyesini anlatıyor — ve son kıtada anlatıcı maskesi düşüp "kasabanın diline düşen kadın" rolünü Swift'in kendisi devralıyor.
Listen elsewhere

We couldn't link a Spotify track for this story. Try searching the title on song.link to find it on your preferred service.

Bir evin içindeki iki kadın

Çoğu şarkı bir insanla başlar. Bu şarkı bir evle başlıyor.

Rhode Island'ın ucunda, Watch Hill denen küçük ve fazlasıyla düzenli bir sahil kasabasında, denize bakan beyaz bir malikâne var: Holiday House. Taylor Swift bu evi 2013'te satın aldığında magazin basını fiyatı konuştu, mimarisini konuştu, partileri konuştu. Kimse evin kendisine sormadı: sen daha önce kimindin?

Cevap, folklore albümünün üçüncü şarkısında saklı. Evin bir önceki efsanevi sahibi Rebekah Harkness'tı — Standard Oil servetine evlilik yoluyla girmiş, bale mesenliği yapmış, beste yazmış, komşularını çıldırtmış ve öldüğünde ardında hem bir vakıf hem de bir dedikodu arşivi bırakmış bir kadın. Swift, emlakçısından ya da kasaba sakinlerinden bu hikâyeleri parça parça duyduğunu anlatmıştı. Yıllarca da hiçbir şey yapmadı. Sonra 2020'nin karantina yazında, evde tek başına otururken, o kadını bir şarkıya çevirdi.

Ve şarkının asıl numarası şu: üç kıta boyunca Rebekah'ı anlatıyormuş gibi yapıyor, dördüncüde ise anlatıcının kim olduğunu tersine çeviriyor. Bu, Swift'in kariyerindeki en zarif anlatı hilelerinden biri — ve bir "biyografi şarkısı" sandığınız şeyi, aslında bir öz savunma metnine dönüştürüyor.

Karantinada doğan bir albüm, 1950'lerde başlayan bir hayat

2020 yazında dünya kapalıydı. Swift'in Lover Fest turnesi iptal olmuştu, stüdyolar kapanmıştı, herkesin takvimi boşalmıştı. Swift bu boşlukta, The National grubundan Aaron Dessner ile büyük ölçüde dosya alışverişi yaparak — Dessner New York eyaletindeki Long Pond stüdyosunda enstrümantalleri gönderiyor, Swift kendi kabininde söz yazıp söylüyor — folklore'u yaptı. Albüm 24 Temmuz 2020'de, neredeyse hiç duyurulmadan yayınlandı. Stadyum pop'undan piyanolu, sisli, edebi bir tona geçiş oldu; Swift'e Grammy'de "Yılın Albümü" ödülünü getirdi.

the last great american dynasty bu geçişin manifestosu gibi. Dessner'ın döngüsel piyano figürü ve alttan yürüyen davul, şarkıyı bir masal anlatıcısının nefesi gibi ileri itiyor.

Rebekah'ın gerçek hayatı ise şarkıdakinden daha az renkli değil. St. Louis'de doğdu, alışılmış "iyi aile kızı" kalıbına hiç uymadı, 1947'de Standard Oil servetinin varislerinden William Hale Harkness ile evlendi. 1954'te kocasını kaybettiğinde elinde devasa bir servet ve hiçbir yol haritası yoktu. Sonrasında yaptıkları Amerikan yüksek sosyetesinin sindiremediği türdendi: kendi bale topluluğunu kurdu (Harkness Ballet), koreograflara, dansçılara, turnelere para akıttı, kendi müziğini besteledi, hayatının ortasında sanatçı olmaya karar verdi.

Anlatılanlara göre komşularının kedisini limon yeşiline boyattı, havuzunu şampanyayla doldurttu, gece yarısı partileri yüzünden kasabayla sürekli kavga etti. Bu hikâyelerin ne kadarı gerçek, ne kadarı Watch Hill'in kendi kendine anlattığı efsane — bunu artık kimse tam olarak ayıramıyor. Zaten şarkının derdi de bu: dedikodu, gerçekten daha uzun yaşar.

Türkiyeli dinleyici için buradaki his hiç yabancı değil. "El âlem ne der" cümlesiyle büyümüş bir kültürde, mahalle baskısının bir kadını nasıl hizaya getirmeye çalıştığını anlatmak için sözlüğe bakmaya gerek yok. Watch Hill'in dedikodu mekanizması ile Türkiye'deki mahalle mekanizması arasındaki fark coğrafya ve para; işleyiş aynı. Dışarıdan gelen, kuralları bilmeyen, fazla gülen, fazla harcayan, fazla görünen kadın önce merak edilir, sonra konuşulur, sonra "ayıplanır". Rebekah Harkness'ın Rhode Island'da yaşadığı şey, adı konmamış bir mahalle mahkemesiydi. Swift de bunu, kendi başına gelenlerle birebir örtüştüğü için fark etti.

Sözlerin çözümü: anlatıcı değişiyor

Şarkı bir masal formatında ilerliyor. İlk kısımda Rebekah'ın kasabaya nasıl geldiği anlatılıyor: para için evlendiğine kesin gözüyle bakan, onu asla "bizden biri" saymayan bir topluluğun ortasına düşüşü. Swift bu bakışı yargılamıyor, sadece aktarıyor — ve aktarırken dedikoducuların sesini kendi ağzına alıyor. Şarkının en zekice yaptığı şey bu: "onlar dedi ki" tonunu taklit ederek, dedikodunun kendi absürtlüğünü ifşa ediyor.

İkinci aşamada kocanın ölümü geliyor. Ve kasabanın refleksi tanıdık: bir kadın zenginleşirse mutlaka birinin ölümünden kârlı çıkmıştır. Suçlama açıkça söylenmez, ima edilir; bu da onu daha yapışkan yapar. Rebekah'ın buna verdiği cevap ise pişmanlık değil, daha fazla ses olur — daha çok parti, daha çok harcama, daha çok skandal, daha çok sanat. Şarkı onun bu tavrını neredeyse bir zafer olarak resmediyor: yıkmak da bir tür yaratmadır, hele yıkılan şey seni dışlayan bir düzense.

Sonra evin el değiştirmesi geliyor. Rebekah'ın ölümünün ardından malikânenin yıllar içinde bir başka kadına, "gürültülü" olmakla suçlanan yeni bir kadına geçtiğini öğreniyoruz — ve o kadın şarkıyı söyleyen kişi. Swift zamiri değiştirir değiştirmez, şarkı bir tarih dersinden bir itirafa dönüşüyor. Rebekah'ın "her şeyi mahvetmekten aldığı keyfi" ilan eden o meşhur çıkışı, artık Swift'in kendi ağzından tekrarlanıyor. Aynı ev, aynı kasaba, aynı fısıltı, sadece elli yıl arayla iki farklı kadın.

Bu geçiş neden bu kadar etkili? Çünkü Swift, kendisini savunmak için doğrudan kendisinden bahsetmiyor. Ölmüş bir yabancının hikâyesini anlatıyor, dinleyici o kadını sevmeye başlıyor, "ne kadar haksızlık etmişler" diye düşünüyor — ve tam o noktada Swift, "o kadın benim" diyor. Yani dinleyici, Swift hakkındaki kararını farkında olmadan çoktan vermiş oluyor. Bu, tartışmayı kazanmanın en akıllı yollarından biri: karşı tarafa hükmü kendisine verdirmek.

Arka planda dönen ikinci bir katman daha var: "son büyük Amerikan hanedanı" ifadesi. Şarkı, petrol servetiyle kurulmuş bir aristokrasinin çözülüşünü, o çözülüşü hızlandırmakla suçlanan kadını ve mirasın er ya da geç bir yabancının eline geçişini üst üste bindiriyor. Hanedanlar biter; ev kalır; dedikodu kalır.

Dikkat edilmesi gereken küçük bir ayrıntı daha var: şarkı boyunca Rebekah'ın kendi ağzından tek bir cümle duymuyoruz. Her şey başkalarının ağzından aktarılıyor — komşuların, kasabanın, magazinin. Kadının kendi sesi ancak o meşhur son çıkışta, hem de bir başka kadının ödünç verdiği ağızla duyuluyor. Bu, Swift'in bilinçli bir tercihi gibi duruyor: tarihsel kayıtta kadınların çoğu zaten kendi sesleriyle değil, hakkında konuşulan üçüncü şahıs olarak kalmıştır. Şarkı bu adaletsizliği tamir etmiyor, sadece görünür kılıyor.

Kültürel bağlam: dedikodunun kendisi bir sanat formu olduğunda

folklore adı boşuna seçilmemiş. Albüm baştan sona "halk anlatısı" fikri üzerine kurulu: kulaktan kulağa yayılan, her aktarımda biraz büyüyen, sonunda gerçekten bağımsızlaşan hikâyeler. the last great american dynasty bu fikrin en saf örneği, çünkü şarkının kaynağı zaten sözlü kültür — Swift'in bizzat kasabadan duyduğu anlatılar.

Şarkının çıkışından sonra Rebekah Harkness'a ilgi patladı. Craig Unger'ın 1988 tarihli biyografisi Blue Blood yeniden aranır oldu, Harkness Ballet arşivleri yeniden konuşuldu, hatta Salvador Dalí'nin tasarladığı söylenen mücevherli külü kabı bile popüler kültüre geri döndü. Yıllarca "eksantrik zengin dul" olarak hatırlanan bir kadın, birdenbire ciddi bir sanat hamisi olarak yeniden değerlendirildi. Bir pop şarkısının tarihsel itibar tamir edebilmesi nadir bir şey.

Rebekah'ın kurduğu bale topluluğunun 1960'larda uluslararası turnelere çıktığı, dönemin kültürel diplomasi iklimi içinde Amerikan dansını Avrupa ve Akdeniz'e taşıdığı anlatılır. Yani "havuzunu şampanyayla dolduran kadın" diye anılan kişi, aynı zamanda sahnede yüzlerce dansçının kariyerini finanse eden kişiydi. Şarkının altında yatan sessiz öfke tam olarak bu: bir kadının parasını nasıl harcadığını konuşurken, ne kurduğunu konuşmayı unutmak.

Swift açısından bakınca şarkı, 2016-2017 dönemindeki kamusal linç deneyiminin sakinleşmiş bir yankısı gibi de okunabilir. O yıllarda "fazla hesapçı", "fazla görünür", "fazla kurnaz" ilan edilmişti. Reputation bu suçlamaya zırh giyerek cevap vermişti; folklore ise aynı yaraya hikâye anlatarak, üçüncü şahıs üzerinden yaklaşıyor. Öfkeden mizaha geçiş var burada — ve o mizah, öfkeden daha kalıcı.

Bugün neden hâlâ dokunuyor?

Çünkü herkesin bir Watch Hill'i var.

Bir kasaba, bir apartman, bir okul koridoru, bir ofis, bir Twitter zaman tüneli. Nereye gidersek gidelim, "buraya ait olmayan kişi" rolü boş bekliyor ve birileri o rolü size hızlıca giydirmeye hazır. Şarkı, bu deneyimi bir mağduriyet ağıtına çevirmeyi reddettiği için taze kalıyor. Rebekah da, Swift de özür dilemiyor; hikâyeyi kendi ağızlarından yeniden anlatmayı seçiyorlar. Anlatıcı olmak, savunma yapmaktan daha güçlü bir hamle.

İkinci sebep, şarkının yaşlanmayla ilgili sessiz teselli sunması. İnsanlar gider, ev kalır, kasaba unutur, sonra biri gelip hikâyeyi yeniden bulur. Yani hakkınızda söylenen son cümlenin, hakkınızda söylenen nihai cümle olmadığını hatırlatıyor. Kimin sizi elli yıl sonra hangi sözlerle anlatacağını bilemezsiniz — ve bu ürkütücü olduğu kadar umut verici.

Üçüncüsü de basitçe müzikal: Dessner'ın üretimi şarkıyı kalabalıklaştırmadan büyütüyor, piyano bir hikâye anlatıcısının parmak vuruşu gibi ilerliyor, son kıtadaki dönüşümde enstrümanlar hafifçe kabarıyor ve dinleyici o "aa" anını fiziksel olarak hissediyor. Sözü bilmeyen biri bile o kırılmayı duyar.

Dördüncü bir sebep de şarkının kadınlar arasında kurduğu o sessiz dayanışma. Rebekah ile Swift birbirlerini hiç tanımadılar, aralarında yarım yüzyıl var, ortak noktaları sadece bir tapu kaydı. Yine de şarkı, o tapu kaydını bir akrabalığa çeviriyor: aynı odalarda yürümüş, aynı komşulardan aynı bakışları almış, aynı suçlamayı duymuş iki kadın. Kan bağı olmadan kurulan bu miras fikri, folklore'un en güzel buluşlarından biri. Kendinizden önce aynı yerde durmuş birinin varlığını bilmek, yalnızlığı ölçülebilir biçimde azaltıyor.

Kısacası bu şarkı, bir malikâne, bir varis, bir pop yıldızı ve bir kasabanın dili hakkında. Ama asıl konusu şu: kimin hikâyeyi anlatma hakkına sahip olduğu. Cevabı da net — anlatan kazanır.


Daha derine dalmak için

🎧 Sese gömülmek için

📚 Hikâyenin peşinden gitmek için

🌍 Mekânları görmek için

🎸 Kendin denemek için


🎵 Bu şarkıyı dinle

🤖 Daha fazlasını sor
Tags
20s