SONGFABLE · 2020

my tears ricochet

TAYLOR SWIFT · 2020

TL;DR: "my tears ricochet" bir ayrılık şarkısı gibi görünür ama aslında bir cenaze şarkısıdır: anlatıcı, kendisini öldüren kişinin tabutunun başında ağlamasını izleyen bir hayalettir. Taylor Swift'in ilk altı albümünün master kayıtlarını kaybetmesinin ardından yazdığı bu parça, bir iş anlaşmazlığını Anadolu ağıtlarına yakışır bir lanet-ağıt karışımına dönüştürür.
Listen elsewhere

We couldn't link a Spotify track for this story. Try searching the title on song.link to find it on your preferred service.

Cenazedeki hayalet

Şarkıya ilk kez kulak verenlerin çoğu bunu bir aşk şarkısı sanır. Ağır, kilise orgunu andıran bir doku, mezar taşı soğukluğunda bir ritim, kırılgan ama öfkeli bir ses... Klasik bir "beni bıraktın" şarkısının tüm malzemeleri ortada gibi. Ama şarkının kalbindeki fikir çok daha karanlık ve çok daha yaratıcıdır.

"my tears ricochet"in anlatıcısı yaşamıyor. Ölmüş, gömülmüş, arkasında bırakılmış biri olarak konuşuyor. Ve dahası, kendi cenaze törenini izliyor. Törende en çok ağlayan kişi ise onu öldüren kişi. Yani şarkının merkezinde şu dehşet verici paradoks var: seni yok eden insan, senin yasını tutuyor. Sana kıyan el, mendilini çıkarıp gözlerini siliyor.

Taylor Swift'in kariyerindeki en cesur anlatım hamlelerinden biri bu. Çünkü ortada gerçekte bir cinayet yok; ortada bir iş anlaşması, imzalar, avukatlar, şirket satın almaları var. Swift bu son derece kurumsal, soğuk ve hukuki olayı alıp bir gotik hayalet hikâyesine çevirdi. Ve tam da bu yüzden şarkı, konuyla hiç ilgisi olmayan milyonlarca insanın kalbine dokundu. Çünkü hepimiz, bir zamanlar bize en yakın olan birinin bizi yerle bir edişini biliriz.

Karantina yazında doğan bir albüm

2020 yılının ilkbaharında dünya durdu. Turneler iptal oldu, stüdyolar kapandı, herkes evine kapandı. Taylor Swift o dönemde "Lover Fest" adını verdiği devasa stadyum turnesine hazırlanıyordu; hepsi bir anda buharlaştı. Anlatılanlara göre bu boşluk, onu hiç beklemediği bir yere itti: bir kamera ordusu, bir dans koreografisi ya da bir pop lansmanı olmadan, sadece yazmaya.

Ortaya çıkan albüm "folklore", 24 Temmuz 2020'de neredeyse hiç duyurulmadan, bir sürpriz olarak yayımlandı. Kayıtlar uzaktan yapıldı: Swift kendi ev stüdyosunda, The National grubundan Aaron Dessner New York eyaletinin kuzeyindeki Long Pond stüdyosunda, uzun süredir birlikte çalıştığı yapımcı Jack Antonoff ise ayrı bir noktada. Dosyalar internet üzerinden gidip geldi. Sonuç, Swift'in o güne kadarki en sessiz, en ormanımsı, en edebi albümü oldu; parlak pop yerine akustik piyano, yaylılar ve puslu bir atmosfer.

"my tears ricochet" bu albümün hikâyesinde özel bir yere sahip. Swift'in kendi anlattığına göre, folklore için yazdığı ilk şarkı buydu. Yani albümün tonunu belirleyen, kapıyı aralayan parça. Anlatıldığı şekliyle, o sıralarda bir boşanma filmi izlerken bir fikre takılmış: iki insanın birbirini bu kadar çok sevmişken nasıl olup da birbirinin en büyük düşmanına dönüşebildiği. Bu düşünce, kendi başına gelenlerle birleşince şarkı ortaya çıktı.

Bir de şu detay var ki şarkının ağırlığını anlatır: parçanın tüm sözleri ve müziği tek başına Swift'e ait. Ortak yazar yok. Bu, kaybettiği eserlerinin sahipliği üzerine yazılmış bir şarkı için neredeyse şiirsel bir seçim.

Türk dinleyici için burada çok tanıdık bir kapı açılıyor. Anadolu'nun ağıt geleneği, tam olarak bu şarkının yaptığı şeyi yüzyıllardır yapar: ölenin ardından yakılan ağıtlar sadece yas değildir, aynı zamanda hesap sormadır, sitemdir, bazen açıkça bedduadır. Ağıtçı kadınlar cenazede sadece ağlamaz; kimin suçlu olduğunu, kimin vicdanının rahat etmeyeceğini de söyler. "my tears ricochet" de tam olarak böyle çalışır. Ve Türkiye'de herkesin bildiği o inanç, "ah alma, ahı tutar" fikri, şarkının başlığındaki sekme (ricochet) metaforuyla neredeyse birebir örtüşür: haksızlık yapan kişiye, yaptığı kötülük er geç geri döner.

Sözlerin altındaki hesaplaşma

Şarkının sözlerini satır satır alıntılamadan anlatmak gerekirse, ortada üç katmanlı bir sahne var.

Birinci katman: cenaze. Anlatıcı, kendi ölümünün ardından düzenlenen törende, davet edilmediği halde kendisine ağlayan bir yüzü tarif eder. Bu yüz, ona bunu yapan kişiye aittir. Şarkı boyunca bu ikiyüzlülük tekrar tekrar deşilir; yas tutmakla suçlu olmak arasındaki mesafenin nasıl da yok olduğu gösterilir.

İkinci katman: mülkiyet. Sözlerde, anlatıcıya ait olan şeylerin alınıp götürülmesine, adının ve mirasının başkasının elinde kalmasına dair sürekli bir gönderme vardır. Bir mezar taşı, bir miras, geride bırakılan eşyalar; bunların hepsi aslında müzik endüstrisindeki çok somut bir şeyi anlatır: master kayıtları. Bir sanatçının söylediği şarkıların asıl kayıtlarının kime ait olduğu meselesi.

Üçüncü katman: lanet. Ve burası şarkının en ürpertici yeri. Anlatıcı, ölümünden sonra bile huzur vermeyeceğini ima eder. Onu yok eden kişinin geceleri rahat uyuyamayacağını, evinin duvarlarında onun izini bulacağını, döktüğü her gözyaşının bir sekme yaparak geri dönüp kendisini vuracağını anlatır. Şarkının adı da buradan gelir: "gözyaşlarım sekiyor". Ateş edersin, ama kurşun duvara çarpıp sana geri döner.

Bu üç katman birleştiğinde ortaya çok özel bir tür şarkı çıkar: hem ağıt hem beddua. Swift, öfkesini bağırarak değil, fısıldayarak sunar. Vokal performansı boyunca sesi neredeyse hiç yükselmez; bunun yerine katman katman üst üste binen korolar, bir kilise korosunu ya da bir hayalet topluluğunu andırır. Jack Antonoff'un yapımcılığı, bu his üzerine kurulmuştur: davullar uzaklarda, tok ve boğuk; alt frekanslar bir orgun uğultusu gibi salonu doldurur. Şarkı adeta taş bir yapının içinde, yankılı ve soğuk bir mekânda kaydedilmiş gibi durur.

Bir noktanın altını çizmek gerek: Swift bu şarkıda kimsenin adını anmaz. Hiçbir isim, hiçbir şirket, hiçbir tarih yok. Bu bilinçli bir tercih gibi görünüyor ve şarkının gücünü katlıyor. Çünkü isim verilmediğinde, dinleyici oraya kendi hikâyesini yerleştirebiliyor: kendi ihanet eden dostunu, kendi eski ortağını, kendi ailesinden birini.

Bir telif savaşının pop tarihine yazılması

Şarkının arka planındaki gerçek olay, modern müzik tarihinin en çok konuşulan anlaşmazlıklarından biri. 2019 yazında, Swift'in kariyerinin ilk on üç yılını geçirdiği plak şirketi Big Machine, müzik yöneticisi Scooter Braun'un yatırım şirketi tarafından satın alındı. Bu satın alma, Swift'in ilk altı albümünün master kayıtlarının da el değiştirmesi anlamına geliyordu. Swift bu satışı kamuoyu önünde çok sert bir dille eleştirdi ve süreçte kendisine adil bir sahiplik şansı tanınmadığını savundu.

2020 sonunda kayıtlar bir kez daha, bu kez bir yatırım fonuna satıldı. Swift'in cevabı ise pop tarihinde eşi az görülen bir hamle oldu: eski albümlerini tek tek yeniden kaydetmeye başladı ve bunları "Taylor's Version" etiketiyle yayımladı. Amaç, kendi eserlerinin sahip olduğu versiyonlarını dolaşıma sokmak ve dinleyicileri oraya yönlendirmekti. Bu strateji öylesine etkili oldu ki, sanatçı hakları tartışmaları bir anda müzik endüstrisi dergilerinden çıkıp gündelik sohbetlerin, hatta hukuk fakültesi derslerinin konusu haline geldi.

İşte "my tears ricochet" bu hikâyenin duygusal çekirdeği. Basın açıklamaları, hukuki metinler ve sosyal medya paylaşımları o dönemin belgeleriydi; bu şarkı ise o dönemin şiiri. Ve şarkının kaderi, olayın kendisinden daha uzun ömürlü oldu. Bugün pek çok dinleyici master kavgasının ayrıntılarını hatırlamıyor bile; ama şarkının anlattığı ihanet duygusu hiç eskimedi.

Albüm "folklore", 2021'de yılın albümü Grammy'sini kazandı ve Swift bu ödülü üçüncü kez alarak bir rekora imza attı. "my tears ricochet" hiç single olarak yayımlanmamasına rağmen, hayranlar arasında albümün en sarsıcı parçalarından biri olarak kabul edildi. Eras Tour'da folklore bölümünde sahnelendiğinde, siyah pelerinli dansçılar ve cenaze törenini andıran bir sahne tasarımıyla sunulması, şarkının kendi mitolojisini daha da güçlendirdi.

Swift hayranlarının bildiği bir gelenek de burada devreye giriyor: sanatçının albümlerindeki beşinci şarkı, uzun süredir en çıplak, en savunmasız parça olarak kabul edilir. "my tears ricochet" folklore'un beşinci parçasıdır. Yani albümün en derin yarasının nereye saklandığı, dinleyiciye baştan fısıldanmıştır.

Neden hâlâ içimize işliyor

Bu şarkının kalıcılığının birinci sebebi, konusunun aslında müzik endüstrisiyle hiç ilgisi olmaması. Bir master kaydı anlaşmazlığından yola çıkmış olabilir, ama anlattığı duygu tamamen evrensel: sana en çok inanan kişinin, seni en derinden yaralayan kişiye dönüşmesi.

Bunu yaşamayan neredeyse yok gibidir. Bir iş ortaklığının çirkin bitişi, yıllarca birlikte büyüdüğünüz bir arkadaşın sırtınızdan konuşması, bir aile içi miras kavgası, bir boşanma. Hepsinde aynı garip his vardır: kavga ettiğiniz insan, size bir zamanlar en çok güvendiğiniz insandır. Ve tam da bu yüzden acı bu kadar keskindir. Yabancıdan gelen darbe sadece canını yakar; sevilenden gelen darbe, geçmişin tamamını da yeniden yazar.

İkinci sebep, şarkının öfkeyi sunma biçimi. Batı pop müziğinde intikam şarkıları genellikle yüksek sesli, meydan okuyucu ve zaferle biter. Burada ise öfke sessizdir, yorgun ve neredeyse teslim olmuş gibidir. Anlatıcı zafer kazanmaz, kaybetmiştir. Ama kaybederken bile bir şey bırakır geride: huzursuzluk. Bu, çok daha gerçekçi ve çok daha rahatsız edici bir intikam tasviridir. Ve olgunlaşmış bir kırgınlığı yıllarca içinde taşımış herkes bu tonu tanır.

Üçüncü sebep, şarkının bize bir yas dilinin gücünü hatırlatması. Türkiye'de ağıt geleneğinin, mersiyelerin, hatta arabeskin bu kadar derin kök salmasının sebebi de aynıdır: acıyı bastırmak yerine ona ses vermek. "my tears ricochet", Amerikan pop müziğinin göbeğinde, bu çok daha eski ve çok daha evrensel geleneğe bağlanır. Şarkı bize der ki, kaybettiğin şeyin yasını tutmak zayıflık değildir; hatta bazen elinde kalan tek adalet biçimidir.

Ve sekme metaforu, düşündükçe daha da güzelleşir. Çünkü sadece bir beddua değildir. Aynı zamanda şunu da söyler: birine yaptığın kötülük, sen istesen de istemesen de bir gün sana geri gelir. Vicdan denen şey, en sonunda o duvara çarpıp geri dönen kurşundur.


Daha derine dalmak için

🎧 Sesin içine gömülmek

📚 Hikâyenin peşine düşmek

🌍 Mekânları görmek

🎸 Kendin deneyimlemek


🎵 Bu şarkıyı dinle

🤖 Daha fazlasını sor
Tags
20s