SONGFABLE · 1977

Submission

SEX PISTOLS · 1977

TL;DR: "Submission" aslında teslimiyet ya da itaat üzerine değil; başlık bir kelime oyunudur ("sub-mission", yani denizaltı görevi). Plak şirketi punk grubundan bir BDSM şarkısı isteyince, Lydon ve Matlock kasıtlı olarak okyanusun derinliklerine dalan, denizci temalı, neredeyse psychedelic bir parça yazarak o talebi alaya almıştır.
Listen elsewhere

We couldn't link a Spotify track for this story. Try searching the title on song.link to find it on your preferred service.

Beklenmedik gerçek: İtaat değil, denizaltı

Adına bakıp "Submission"ı bir teslimiyet marşı, belki de fetiş ima eden bir punk çığlığı sananlar epey yanılıyor. Hikayenin özü çok daha kurnaz. Anlatılanlara göre Sex Pistols'ın menajeri Malcolm McLaren, grubun BDSM ve bağlanma temalı kışkırtıcı bir şarkı yazmasını istemişti; bu, onun her zamanki provokasyon iştahına uygun bir taleptir. Ama Johnny Rotten (gerçek adıyla John Lydon) ve basçı Glen Matlock bu emri sessizce yutmak yerine onu tersyüz etti.

"Submission" kelimesini "sub-mission" diye, yani bir "denizaltı görevi" olarak okudular. Böylece teslimiyet beklenen yerden, suyun dibine doğru inen, denizci imgeleriyle dolu, sislerle ve akıntılarla örülü bir şarkı çıktı ortaya. McLaren'ın istediği şehvetli punk parçası yerine, grubun ona ufak bir parmak şıklatması niteliğinde, gizli bir espriyle dolu bir şey aldılar. Punk'ın en sert maskesinin altında saklı duran bu zeki muziplik, "Submission"ı grubun en az anlaşılan ama belki de en akıllı parçalarından biri yapar.

Bu, Sex Pistols'ın çalışma biçimini özetleyen bir andır: otoriteye, hatta kendi menajerlerinin otoritesine bile boyun eğmemek. İtaat şarkısı istendiğinde itaatsizlik ettiler. Bu paradoks tek başına şarkıyı dinlemeye değer kılar.

Arka plan: Londra'nın yanan bir yaz mevsiminde doğan bir grup

Sex Pistols, 1975'te Londra'da kuruldu ve sadece birkaç yıl içinde İngiltere'nin kültürel dokusunda kalıcı bir yarık açtı. Klasik kadro Johnny Rotten (vokal), Steve Jones (gitar), Paul Cook (davul) ve Glen Matlock'tan (bas) oluşuyordu. Matlock, "Submission"ın yazımındaki kilit isimlerden biriydi; daha sonra grubu terk edecek ve yerine müziğe pek hakim olmayan ama punk'ın yıkıcı ruhunu cisimleştiren Sid Vicious gelecekti.

Şarkı, grubun tek stüdyo albümü olan Never Mind the Bollocks, Here's the Sex Pistols'ta yer alır. Bu albüm 1977'de, İngiltere'nin ekonomik durgunluk, yüksek işsizlik ve genç kuşağın derin bir hayal kırıklığı içinde olduğu bir dönemde çıktı. O yıl, Kraliçe II. Elizabeth'in tahta çıkışının 25. yıl dönümü olan "Silver Jubilee" kutlamalarıyla doluydu; resmi İngiltere bayrak sallayıp şenlik ateşi yakarken, Sex Pistols aynı anda "God Save the Queen" ile monarşiye ve "geleceğin olmadığı" bir topluma ateş püskürüyordu. "Submission" bu kazan kaynayan ortamın bir parçasıydı.

Türkiyeli müzik tutkunları için burada hoş bir kültürel köprü var. 1977, dünyanın pek çok yerinde gençliğin kendini sıkışmış hissettiği bir yıldı ve Türkiye'de de o dönem Anadolu rock'ın altın çağının izlerini taşıyordu. Cem Karaca, Erkin Koray, Moğollar gibi isimler kendi toplumsal gerilimlerini müziğe döküyordu. Punk'ın İngiltere'deki öfkesiyle, Anadolu rock'ın kendi çağında taşıdığı sosyal yük arasında ruhsal bir akrabalık vardır: ikisi de "sus ve uy" diyen bir düzene karşı sesini yükseltir. "Submission"ın o boyun eğmeyen muzipliği, otoriteye karşı dolaylı yoldan kafa tutmayı bilen her kültüre tanıdık gelir. Üstelik şarkının deniz imgeleri, üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkenin dinleyicisine apayrı bir aşinalık fısıldar.

Anlatılan rivayete göre McLaren, şarkının fetiş temalı olmasında öyle ısrarcıydı ki grup, onun beklentisini boşa çıkarmak için sözleri kasıtlı olarak çift anlamlı kurdu. Bu, punk hareketinin sık sık unutulan bir yönünü gösterir: kabalığın ve gürültünün ardında çoğu zaman keskin bir zeka, bir söz oyunu sevgisi ve İngiliz mizahının o kuru, alaycı damarı yatardı.

Sözlerin anlamı: Suyun dibine doğru bir yolculuk

Şarkının sözlerini doğrudan alıntılamak yerine ne anlattığını tarif edelim. "Submission" bir arayışı, bir kayıp figürün peşinden gitmeyi resmeder; ancak bu arayış sıradan bir kara yolculuğu değil, suyun derinliklerine doğru bir iniştir. Anlatıcı sanki bir denizaltıyla okyanusun dibine dalar, bir başkasını bulmaya, ona ulaşmaya çalışır. Görüş bulanıktır, çevre sislidir, yön bulmak güçtür.

Burada dahiyane olan şey, kelime oyununun şarkının her katmanına sinmiş olmasıdır. Bir yandan "submission" teslimiyet, boyun eğme anlamına gelir; bir aşk ilişkisinde birinin diğerine teslim olmasını çağrıştırır. Öte yandan aynı kelime, parçalandığında "sub-mission", yani bir denizaltının gizli görevine dönüşür. Lydon'ın vokali bu iki anlam arasında gidip gelir: hem romantik bir teslimiyetin baş dönmesini, hem de derin sulardaki bir keşfin gizemini taşır.

Sözler kasıtlı olarak puslu ve kaygandır. Net bir hikaye anlatmaktan çok, bir ruh halini, bir aşağı çekiliş hissini yaratır. Bu, Sex Pistols'ın diğer şarkılarının doğrudan, sloganvari saldırganlığından belirgin biçimde ayrılır. "Anarchy in the U.K." bir yumruk gibi inerken, "Submission" daha çok bir akıntı gibi içine çeker. Bu yüzden parça, grubun repertuarında tuhaf bir biçimde "atmosferik" durur; punk'tan beklenmeyecek kadar dokulu ve hipnotiktir.

Müzikal olarak da bu deniz temasını duyabilirsiniz. Şarkının uzun, tekrarlayan yapısı ve belli anlardaki bulanık, dalgalı dokusu, suyun altındaki bir dünyanın ağırlığını ve yavaşlığını taklit eder gibidir. Steve Jones'ın gitar duvarı her zamanki gibi kalın ve gürültülüdür, ama burada o gürültü neredeyse bir okyanus uğultusuna dönüşür. Bu, dinleyiciyi sözlerle değil, sesin kendisiyle suyun dibine indiren bir tasarımdır.

Sonuçta "Submission", görünürde bir aşk ya da teslimiyet şarkısı kılığında, aslında bir dil oyununu kutlayan ve dinleyiciye "her şey göründüğü gibi değil" diyen bir yapıttır. Bu çok katmanlılık, onu ilk dinleyişte kolayca gözden kaçabilecek ama tekrar tekrar döndükçe açılan bir parça yapar.

Kültürel bağlam ve miras: Punk'ın gizli zekası

Never Mind the Bollocks, çıktığı an İngiltere'de bir skandal ve bir kült nesnesi oldu. Albümün adındaki "bollocks" kelimesi bile mahkemelik oldu; bazı plakçılar onu vitrine koymayı reddetti. Sex Pistols, kasıtlı olarak provokatif bir imaj inşa etti ve bu imaj zamanla punk'ın küresel sembolüne dönüştü. Yırtık kıyafetler, çengelli iğneler, dağınık saçlar; bunların hepsi o döneme dayanır.

Ancak "Submission" gibi şarkılar, grubun salt gürültücü bir provokasyon makinesi olmadığını kanıtlar. Burada gerçek bir besteci zekası, melodi ve yapı kaygısı vardır. Glen Matlock'ın katkısı bu noktada kritiktir; o, grubun en "müzikal" üyesiydi ve melodik duyarlılığı parçalarda hissedilir. Matlock'ın gidişinden sonra grubun sesi daha ham, daha kaotik hale geldi, ki bu da bir tür miras bıraktı ama "Submission"daki o ince işçilik kayboldu.

Şarkının bir başka boyutu, McLaren'ın talebine karşı verilen bu dolaylı yanıtın, sanatçı-yönetici ilişkisindeki güç oyunlarına dair bir ders olmasıdır. McLaren grubu bir konsept, bir performans sanatı projesi gibi yönetmek istiyordu; grup ise zaman zaman onun senaryosunun dışına çıkarak kendi sözünü söyledi. "Submission"ın yaratılış öyküsü, bu sessiz isyanın somut bir örneğidir. Punk'ın tüm asi söyleminin, kendi içindeki otoriteye bile uygulandığını gösterir.

Sex Pistols'ın ömrü kısa oldu; grup 1978'de Amerika turnesinin ardından dağıldı. Sid Vicious'ın trajik hikayesi ve erken ölümü, grubu bir efsaneye dönüştürdü. Ama bıraktıkları tek albüm, on yıllar boyunca sayısız grubu etkiledi. Punk'tan post-punk'a, grunge'dan günümüz indie sahnesine kadar uzanan bir soy ağacının köklerinden biridir. "Submission" gibi daha az bilinen parçalar, bu mirasın yalnızca öfkeden değil, aynı zamanda yaratıcı kurnazlıktan da beslendiğini hatırlatır.

Bugün neden hâlâ etkiliyor?

Aradan neredeyse elli yıl geçti, ama "Submission" tuhaf bir biçimde tazeliğini koruyor. Bunun birkaç sebebi var.

Birincisi, o kelime oyununun zekası zamansızdır. Bir talebe doğrudan karşı çıkmak yerine, onu kendi silahıyla vurmak; istenen şeyi yüzeyde verir gibi yapıp altında bambaşka bir anlam saklamak. Bu, sansürle, baskıyla ya da dayatmayla karşılaşan her sanatçının başvurabileceği bir strateji. Sözünü açıkça söyleyemediğinde, satır aralarına gizlemek. Bu beceri, otoritenin türlü biçimleriyle yüzleşen her toplumda, her çağda anlamını koruyor.

İkincisi, şarkının atmosferik, hipnotik dokusu onu punk'ın hızlı tüketilen, üç dakikada biten formülünün ötesine taşıyor. "Submission" yavaşça içine çeken, tekrar dinlemeye davet eden bir parça. Bugünün dinleyicisi, bu tür dokulu, "dalınabilen" müziğe alışkın; modern psychedelic ve shoegaze gruplarının yarattığı ses bulutları, "Submission"ın o sualtı hissiyle uzaktan akraba sayılabilir.

Üçüncüsü, parça bize sanatın çok katmanlı olabileceğini hatırlatıyor. İlk bakışta bir punk gürültüsü gibi görünen şey, biraz kazıyınca bir dil oyununa, bir mizah parçasına, bir denizci masalına dönüşüyor. Bu, müziği yüzeysel dinlemek yerine içine girmenin ödülünü gösteriyor. Bir şarkının adının bile bir bilmece olabileceği fikri, sanatın inceliğine dair güzel bir ders.

Son olarak, "Submission" Sex Pistols efsanesinin daha az görülen ama belki de en insani yüzünü temsil ediyor: kahkahayı, zekayı, oyunbazlığı. Punk çoğu zaman salt öfkeyle, yıkımla anılır. Oysa bu şarkı, o öfkenin altında kıkırdayan bir mizah duygusu olduğunu fısıldar. Sus ve uy denildiğinde gülümseyip tam tersini yapmak; işte bunu hatırlamak, bugün her zamankinden daha değerli olabilir.


Daha derine dalmak için

🎧 Sese dalın

📚 Hikayeyi takip edin

🌍 Mekânları ziyaret edin

🎸 Kendiniz deneyimleyin


🎵 Bu şarkıyı dinle

🤖 Daha fazlasını sor:

Tags
70s