Scarborough Fair
Scarborough Fair - Simon & Garfunkel (1968)
TL;DR: Kuzey İngiltere'nin orta çağdan kalma bir panayır şarkısı, 1960'ların sonunda iki New Yorklu folk müzisyenin elinde Vietnam Savaşı'na karşı sessiz bir ağıta dönüştü. Maydanoz, adaçayı, biberiye ve kekik kokulu bir nakaratın altında, imkânsız görevler ve kayıp bir aşk hikâyesi yatıyor — ama Paul Simon ve Art Garfunkel bu eski baladı bir karşı-melodi (counter-melody) ile katmanlandırdığında, ortaya çıkan şey artık sadece bir aşk şarkısı değil, savaşın absürtlüğüne dair bir meditasyondu. The Graduate filminin (1967) soundtrack'iyle dünyaya yayılan parça, folk revival'ın en zarif örneklerinden biri olarak müzik tarihine geçti.
Sisli bir kıyı kasabasının hayaleti
Kuzey Yorkshire kıyısında, Kuzey Denizi'nin gri sularına bakan Scarborough kasabası, 13. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar Avrupa'nın en büyük ticaret panayırlarından birine ev sahipliği yapıyordu. Kral III. Henry'nin 1253'te verdiği imtiyazla başlayan bu 45 günlük panayır, Baltık'tan, Bizans'tan, Norveç'ten gelen tüccarları aynı sahile topluyordu. Panayır çoktan tarihe karıştı, ama adı bir şarkıda yaşamaya devam etti — ve bu şarkı, yüzyıllar sonra Manhattan'da bir kayıt stüdyosunda yeniden hayat bulduğunda, kimse onun bu kadar geniş bir kitleye ulaşacağını tahmin edemezdi.
Şarkının kökenleri, müzikoloji açısından bir labirent. Pek çok araştırmacı, parçanın 17. yüzyıla ait İskoç baladı The Elfin Knight'a (Çocuk Baladı No. 2) dayandığını ileri sürer — bir elfin genç bir kadına imkânsız görevler verdiği, kadının da ona aynı şekilde imkânsız taleplerle karşılık verdiği bir hikâye. Yüzyıllar içinde bu motif, "imkânsız görevler aşk şarkısı" geleneğinin parçası olarak İngiltere'nin kuzeyine yayıldı, Scarborough panayırına bağlandı ve sözlü gelenek içinde sayısız varyasyon üretti.
Paul Simon, Londra ve Martin Carthy
Paul Simon 1965'te Londra'daydı. Simon & Garfunkel'in ilk albümü ticari bir başarısızlığa uğramış, Simon kendini İngiltere'nin folk kulüplerinde, küçük sahnelerde solo çalarken bulmuştu. Soho'daki Les Cousins kulübünde, İngiliz folk revival'ının önde gelen isimlerinden Martin Carthy ile tanıştı. Carthy, Scarborough Fair'in geleneksel bir versiyonunu kendi düzenlemesiyle çalıyordu ve Simon'a hem şarkıyı hem de kendi gitar düzenlemesini öğretti.
Burada müzik tarihinin tartışmalı bir köşesi açılır. Carthy'nin düzenlemesi, geleneksel parçaya getirdiği yeni bir akor yapısı ve melodik dokunuşlarla onu pratikte yeniden yaratmıştı. Simon, bu düzenlemeyi alıp Amerika'ya götürdüğünde ve 1966'da Parsley, Sage, Rosemary and Thyme albümünde "geleneksel, düzenleme: Paul Simon" kredisiyle yayımladığında, Carthy uzun yıllar bu konuda kırgın kaldı. İkili ancak 2000 yılında, Londra'daki bir konserde sahnede beraber çaldıklarında barıştı.
"Canticle" — şarkının içindeki şarkı
Simon ve Garfunkel'in versiyonunu bu kadar özel kılan şey, sadece geleneksel melodinin güzel bir yorumu olması değil. Parçanın ikinci katmanı — Garfunkel'in üst sesinden gelen ve karşı-melodi olarak işleyen "Canticle" — Simon'ın 1963'te yazdığı The Side of a Hill adlı bir başka şarkıdan alınmış ve yeniden düzenlenmişti. Bu ikinci katman, geleneksel baladın aşk teması arkasında bambaşka bir hikâye anlatıyor: savaşın saçmalığı, savaş alanında ölen bir askerin annesini düşünen sesi, generallerin emir verdiği bir dünyada yıkanan bir ölümün resmi.
Birinci ses panayırın bitki kokularını sayarken — maydanoz, adaçayı, biberiye, kekik — ikinci ses kanlı bir tepeyi tarif eder. Birinci ses imkânsız bir aşk görevini fısıldarken, ikinci ses unutulmuş bir savaşçıyı anar. Üst üste binmiş iki melodi, dinleyiciye aynı anda iki ayrı yüzyıldan, iki ayrı acıdan haber verir. Bu, bir folk şarkısı için 1960'larda olağanüstü cesur bir düzenleme tercihiydi. Stüdyoda, prodüktör Bob Johnston'ın da katkısıyla, bu iki melodi birbirine girer ve birbirini boğmadan, tersine birbirini açıklayarak dinleyiciye ulaşır.
Maydanoz, adaçayı, biberiye ve kekik
Bu dört bitkinin şarkıdaki tekrarı, müzik tarihçilerinin onlarca yıl tartıştığı bir meseledir. En yaygın yorum, orta çağ İngiltere'sinde bu bitkilere atfedilen sembolik anlamlardır: maydanoz acılığı yok eder, adaçayı gücü temsil eder, biberiye sevgi ve sadakat anlamına gelir, kekik cesareti çağrıştırır. Anlatıcı, kayıp sevgilisinden imkânsız görevler isterken — dikişsiz bir gömlek dikmek, tuzlu suyla yıkamak, dikenler arasında kurutmak — aslında ona dört temel erdemi hatırlatır.
Başka bir okuma daha vardır: bu bitkilerin ortaçağda hem koruma hem de afrodizyak olarak kullanılması, şarkının altında yatan cinsel ve büyüsel katmanlara işaret eder. Veba salgınlarının kol gezdiği yüzyıllarda bu bitkiler, hem hastalıktan korumak için cebe konur hem de cenaze törenlerinde kullanılırdı. Yani nakarat, hem aşk hem ölüm, hem koruma hem yas üzerine asılı duran bir sis perdesidir.
The Graduate ve kuşağın sesi
Mike Nichols'ın 1967 yapımı The Graduate filmi, Simon & Garfunkel'in müziğini bütün bir kuşağın duygu haritasına yerleştirdi. Dustin Hoffman'ın canlandırdığı Benjamin Braddock'ın yön kaybı, savaş sonrası Amerikan rüyasından duyduğu yabancılaşma, Mrs. Robinson ile yaşadığı çıkmaz — bütün bunlar Scarborough Fair'in melankolik melodisiyle iç içe geçti. Film, 1968'de yayımlanan The Graduate soundtrack albümüyle birlikte parçayı genç kitlelere taşıdı. Aynı yıl ABD'de Tet Saldırısı yaşandı, My Lai katliamı haberleri yavaş yavaş duyulmaya başladı, Paris'te öğrenciler sokağa indi, Prag'a Sovyet tankları girdi.
1968 — şarkının kültürel patlamasının yılı — savaş karşıtlığının estetik bir form aradığı yıldı. Scarborough Fair / Canticle, doğrudan protest bir şarkı değildi. Joan Baez'in çıplak öfkesi ya da Bob Dylan'ın keskin alaycılığı yoktu burada. Bunun yerine, bir kıyı kasabasının hayaletini, savaşın saçmalığını anlatmak için kullanan, çok daha dolaylı, çok daha şiirsel bir politika vardı. Ve belki de tam bu yüzden, doğrudan slogan şarkılarından çok daha uzun ömürlü oldu.
Türk dinleyici için bir köprü
Bu şarkıyı Türk müzik tarihinin akışı içinde dinlemek, beklenmedik kapılar açar. 1968, Türkiye'de de Anadolu rock'ın doğum sancılarının yaşandığı yıldı. Cem Karaca o yıl Apaşlar ile Emrah gibi parçalarda halk müziğini Batılı rock formlarıyla harmanlamaya başlamıştı. Moğollar, Kardaşlar, ve sonraki yıllarda Erkin Koray, Selda Bağcan, Barış Manço — hepsi aynı kültürel arayışın farklı yüzleriydi: yerel olanı, evrensel bir formla buluşturmak.
Simon & Garfunkel'in Scarborough Fair ile yaptığı şey, esasen Anadolu rock'ın yaptığıyla aynı kategoriye girer. Yorkshire'ın yüzyıllık baladı, Greenwich Village'ın folk-rock estetiğiyle yeniden doğdu. Cem Karaca'nın Tamirci Çırağı'nda yaptığı da, anonim halk türkülerini elektrik gitar ve davul üzerinden yeniden okumaktı. İki yaklaşım da, geçmişin sözlü geleneğini bugünün ses dünyasıyla yan yana getirir. İkisi de "modernlik" denen şeyin köksüz olmak zorunda olmadığını söyler.
1968 yılı Türkiye'de aynı zamanda İnönü Stadyumu'nda yapılan dev konserlerin, Hilton'da düzenlenen Altın Mikrofon yarışmalarının yılıydı. Aynı zaman diliminde, dünyanın iki ayrı ucunda — Manhattan'da ve İstanbul'da — genç müzisyenler benzer bir soruya yanıt arıyordu: kendi geçmişimizle barışmadan ileriye nasıl gidebiliriz?
Ayrıca, Scarborough Fair'in maydanoz-adaçayı-biberiye-kekik motifi, Anadolu folklorundaki bitki sembolizmiyle de garip bir akrabalık taşır. Mevlevî geleneğinde, halk türkülerinde, mâni ve ağıtlarda nane, kekik, mercanköşk, gül gibi bitkiler hem koruyucu hem yas tutucu işlevde kullanılır. Karacaoğlan'ın dizelerinde adı geçen otlar, Pir Sultan'ın türkülerinde geçen güller — hepsi aynı sözlü gelenek mantığına işaret eder: doğa, insanın duygusunu söylemenin dilidir.
Bugün neden hâlâ yankılanıyor
Scarborough Fair / Canticle, yayımlandıktan elli yedi yıl sonra hâlâ dinleniyor — sadece nostaljik bir folk-rock klasiği olarak değil, sahnelenebilir, yeniden yorumlanabilir, üzerine düşünülebilir bir metin olarak. Sarah Brightman'ın 2000'lerin başındaki klasik-pop yorumu, Celtic Woman'ın versiyonu, sayısız sinema kullanımı (en son David Cronenberg'in Crimes of the Future filminde), parçanın hâlâ canlı kalmasını sağlıyor.
Bunun bir sebebi, şarkının doğrudan bir mesajdan kaçınması olabilir. Belirli bir savaşa, belirli bir politikaya, belirli bir döneme bağlı değil — onun yerine, evrensel bir kayıp ve özlem hissini, yüzyıllar arası bir köprü kurarak anlatıyor. Vietnam Savaşı'nın bittiği bir dünyada bile, Suriye'nin, Ukrayna'nın, Filistin'in haberleri akarken, dikenler arasında kurutulan bir gömleğin imgesi farklı yankılarla doluyor.
Bir başka sebep, ses estetiğinin zamansızlığı. Simon ve Garfunkel'in iki sesinin örgüsü — Simon'ın daha tok, Garfunkel'in daha eteri — bugünün dijital prodüksiyonlarında çoğunlukla kaybolmuş bir saflığı taşıyor. Akustik gitar, çembalo, sessizliklerle örülmüş minimal aranjman. Bu, Spotify çağında bile kulağa hâlâ taze gelen, çünkü ait olduğu zaman onun ötesine geçmiş bir ses dünyası.
Ve son olarak — belki en önemlisi — şarkının yapısı. İki melodinin üst üste binmesi, dinleyiciden iki ayrı hikâyeyi aynı anda dinlemesini ister. Bu, modern hayatın deneyimine garip biçimde uygundur. Hepimiz, her gün, birden çok katmanı aynı anda dinlemeye, izlemeye, anlamaya çalışıyoruz. Bir telefon ekranında savaş haberi okurken, kahvaltı sofrasında oturmak. Bir dost düğününde kayıp birini hatırlamak. Scarborough Fair / Canticle bu polifonik deneyime, melodinin kendisi üzerinden bir form verir.
How to dive deeper
🎧 Müzik
- Simon & Garfunkel — Parsley, Sage, Rosemary and Thyme (1966) — Scarborough Fair / Canticle'ın yer aldığı orijinal albüm. İkilinin folk-rock estetiğinin en olgun ifadesi.
- Martin Carthy — Martin Carthy (1965) — Paul Simon'a şarkıyı öğreten İngiliz folk efsanesinin ilk solo albümü. Geleneksel düzenlemenin kaynağı burada.
- Cem Karaca — Apaşlar — 1968'in Türkiye'deki yankısı. Folk'u rock'la kaynaştırma denemelerinin Anadolu'daki paraleli.
📚 Kitap
- Marc Eliot — Paul Simon: A Life — Paul Simon'ın biyografisi. Londra dönemi ve Carthy ile ilişkisi detaylı anlatılıyor.
- Francis James Child — The English and Scottish Popular Ballads — Scarborough Fair'in kökenindeki Elfin Knight baladının da yer aldığı 19. yüzyılın klasik folk antolojisi.
- Murat Meriç — Cumhuriyet Sonrası Popüler Müzik — Türk popüler müzik tarihinin akademik bir okumas, 60'lar bölümü Anadolu rock'a paralel bir bağlam sunar.
🌍 Kültür
- The Graduate (1967) — Mike Nichols filmi — Şarkının kültürel patlamasını sağlayan filmin kendisi. 1960'ların sonundaki kuşak yabancılaşmasının başyapıtı.
- BBC Folk on 2 arşivi — İngiliz folk revival'ının canlı kayıtları. Carthy, Bert Jansch, John Renbourn gibi isimlerin döneminin sesini taşır.
- Vietnam: A History — Stanley Karnow — "Canticle" katmanının atıfta bulunduğu savaşın derinlikli bir tarihi.
🎸 Çalmak için
- Akustik gitar başlangıç kitabı — Şarkının arpejli düzenlemesi, parmak-stili gitarın klasik bir örneği. Başlangıç için uygun.
- Capo (gitar kapo) — Carthy/Simon düzenlemesi capo kullanır. Şarkıyı doğru tonlamada çalmak için neredeyse zorunlu.
- Folk gitar şarkı kitabı — Scarborough Fair gibi geleneksel İngiliz baladlarının notalarını içeren derlemeler, repertuvarı genişletmek için faydalı.
Şarkıyı dinle: song.link/scarborough-fair-simon-garfunkel
🤖
- Scarborough Fair'in iki katmanlı melodisi gibi, Anadolu rock'ında halk türküsü ve modern rock'ı üst üste bindirmeyi başaran hangi parçalar var?
- Eğer Paul Simon, Londra yerine 1965'te İstanbul'a gelseydi, hangi halk türküsünü Greenwich Village'a götürürdü?
- Bir savaş şarkısının doğrudan değil dolaylı söylemesi — slogan yerine sembolle konuşması — bugün hâlâ etkili bir politik strateji mi, yoksa konfor alanı mı?