SONGFABLE · 2022

Nonsense

SABRINA CARPENTER · 2022

TL;DR: "Nonsense", birine öyle fena tutulmanın şarkısıdır ki cümleler ağızda dağılır, zekâ geçici olarak iptal olur. Asıl hilesi ise şarkının kendisinde değil: Carpenter her konserde sonuna o şehre özel, doğaçlama ve çoğu zaman utandıracak kadar cüretkâr yeni bir kafiye eklediği için parça sabit bir metin olmaktan çıkıp canlı bir gelenek hâline geldi.
Listen elsewhere

We couldn't link a Spotify track for this story. Try searching the title on song.link to find it on your preferred service.

Sözleri sabit olmayan bir pop şarkısı

Pop müzikte şarkılar genelde donmuş nesnelerdir. Kaydedilir, mastered edilir, yayına girer ve o günden sonra milyonlarca insan aynı kelimeleri aynı sırayla söyler. "Nonsense" bu kuralı sessizce deldi.

Parçanın plak hâli üç dakikadan kısa, kıvrak, funk kırıntıları taşıyan, bas hattı hafifçe zıplayan bir pop şarkısı. Ama Sabrina Carpenter turneye çıktığında bir alışkanlık geliştirdi: şarkının bitişine, o akşam bulunduğu şehre göre yazılmış birkaç satırlık yeni bir kapanış ekliyordu. Şehrin adıyla kafiyeli, çoğu zaman müstehcen sınırında gezinen, izleyicinin kahkahayla boğulduğu bir final. Her gece farklı. Her gece tek kullanımlık.

Bu, seyirci için şu anlama geliyordu: konsere gitmek artık kaydı canlı duymak değil, o gece dünyada başka hiç kimsenin duymayacağı birkaç saniyeye tanık olmaktı. Doğal olarak telefonlar havaya kalktı, klipler TikTok'a düştü ve "Nonsense outro" kendi başına bir tür haline geldi. İnsanlar şarkıyı değil, şarkının sonundaki boşluğu takip etmeye başladı.

Şaşırtıcı olan şu: 2022 yazında çıkan albümün içinde bu parça ilk anda öne çıkan şarkı bile değildi. Yavaş yavaş, aylar içinde, tamamen izleyicinin elinde büyüdü ve Carpenter'ın kariyerindeki eşiği geçtiği an oldu.

Disney çocuğundan "gönderemediğim e-postalar"a

Sabrina Carpenter'ın hikâyesi, Amerikan pop endüstrisinin en tanıdık kalıplarından biriyle başlıyor: çocuk yaşta ekrana çıkan, Disney Channel'da büyüyen bir oyuncu. Pennsylvania'da doğdu, ergenliğini "Girl Meets World" dizisinde geçirdi, aynı yıllarda albümler çıkardı. Ama bu albümler onu "şarkıcı olan oyuncu" kategorisinden çıkarmaya yetmedi. Yıllarca, sektörün diliyle söylersek, "neredeyse" bir sanatçıydı.

2021'de hayatı beklemediği bir biçimde manşetlere düştü. Genç bir pop yıldızının çıkışıyla birlikte patlayan bir ilişki dedikodusu, internetin tamamını bir tarafı seçmeye davet etti ve Carpenter kendini milyonlarca insanın senaryosunu yazdığı bir hikâyenin kötü karakteri olarak buldu. Bunun kişisel olarak ne kadar yıprattığını sonradan yaptığı röportajlarda satır aralarında anlattı: kendi hikâyesini anlatma hakkının elinden alındığını hissettiği bir dönemdi.

2022'de yayımlanan emails i can't send albümü tam olarak bu duygudan doğdu. Adı bile bir itiraf: gönderilmemiş e-postalar. Babasına, eski sevgilisine, hakkında yorum yapan yabancılara yazılmış ama hiçbir zaman gönderilmemiş mektuplar. Albümün büyük kısmı ağır: aile içi bir kırılma, aldatılma, kamusal linç, kendine acımadan yazılmış bir öfke.

İşte "Nonsense" bu ağırlığın ortasına düşen kahkaha. Albümün nefes alma noktası. Kalbi kırık birinin, kırıklığın ortasında birden birine tutulup aptallaşmasının şarkısı. Prodüksiyonun John Ryan ve Julian Bunetta gibi pop dünyasının deneyimli isimleriyle şekillendiği, albümün genelinde Carpenter'a eşlik eden yazarların da parçada payı olduğu belirtiliyor. Kısacası bu, laboratuvarda üretilmiş bir "hit denemesi" değil, ciddi bir albümün içindeki bilinçli şakaydı.

Türkiyeli dinleyici için burada tanıdık bir damar var. Carpenter'ın her şehre özel doğaçlama kafiye yazma alışkanlığı, Anadolu'nun âşık geleneğindeki atışmayı ve mani söyleme kültürünü hatırlatıyor: sahneye çıkan kişinin, karşısındaki topluluğa ve bulunduğu yere göre o an dörtlük uydurması, kafiyeyi tutturması, salonu kendi tarafına çekmesi. Bugün aynı refleksi Türkçe rap sahnesindeki freestyle atışmalarında da görüyoruz. Carpenter'ın yaptığı elbette bir âşık atışması değil, ama mekanik aynı: yazılı metin sabit, canlı performans ise o geceye ait. Bir pop yıldızının, farkında olmadan, çok daha eski bir sözlü gelenekle aynı kası çalıştırması "Nonsense"i Türkiye'de dinleyen biri için beklenmedik biçimde tanıdık kılıyor.

Şarkı gerçekte ne anlatıyor: beynin kapandığı an

Başlık zaten her şeyi söylüyor. "Nonsense" saçmalık, anlamsız laf, tutarsız gevezelik demek. Şarkının anlattığı da tam olarak bu: birine karşı duyulan arzunun, kişinin konuşma yetisini geçici olarak devre dışı bırakması.

Carpenter şarkı boyunca kendini gözlemleyen biri gibi davranıyor. Karşısındaki kişi ortaya çıktığında cümlelerinin yarıda kaldığını, aklından geçenlerin sıraya girmediğini, en basit düşünceyi bile toparlayamadığını anlatıyor. Zekâsıyla övünen birinin, bir anda kendini kelime bulamaz hâlde görmesinin komikliği parçanın ana malzemesi. Aşk burada yüceltilmiyor; daha çok bir sistem arızası gibi tarif ediliyor.

İkinci katman ise çok daha açık sözlü. "Nonsense" utangaç bir şarkı değil: arzunun fiziksel tarafını, ima yoluyla ama tereddütsüz biçimde masaya koyuyor. Kelime oyunları çift anlamlı, bazı satırlar bilerek kaş kaldırtacak şekilde kurulmuş. Bunu yaparken de sürekli kendine gülüyor. Şarkının en akıllı hamlesi burada: kendi şehvetini anlatırken kendini asla ciddiye almaması. Böylece parça ne "seksi kadın" pozuna düşüyor ne de bunu inkâr ediyor. Arada, kendi hâline gülen, dürüst ve rahat bir yerde duruyor.

Üçüncü katman, albümün bütünü içinde ortaya çıkıyor. Sen kalbi kırılmış, adı dedikodulara karışmış, kamuoyunda savunmasız bırakılmış bir kadının albümünü dinliyorsun ve ortasında biri sana dönüp "ama bakın, hâlâ birine tutulup salaklaşabiliyorum" diyor. Bu, iyileşmenin en gerçekçi tarifi sayılabilir: acı bittiği için değil, insanın kendine ait aptallıkları geri kazandığı için iyileşirsin. "Nonsense" işte o geri dönüşün sesi.

Melodik olarak da şarkı bu fikri destekliyor. Nakarat sürekli yukarı doğru kıvrılıyor, cümleler bitmeden yenisi başlıyor, vokal neredeyse nefes almadan ilerliyor. Sözlerin anlattığı "toparlayamama" hâli, aranjmanın kendisinde de var. Dinleyici, anlattığı duyguyu yapısıyla taklit eden bir parça duyuyor.

Outro kültürü, TikTok ve bir Noel özel programı

"Nonsense"in ikinci hayatı sahnede başladı. Carpenter'ın şehre özel kapanışları önce hayran videolarıyla dolaştı, sonra tam anlamıyla bir ritüele dönüştü. İnsanlar konsere "bu akşam ne diyecek" diye gidiyordu. Sosyal medyada her şehrin outro'sunu derleyen hesaplar, karşılaştırma videoları, en cüretkâr olanların sıralandığı listeler çıktı.

Bu, algoritma çağında pazarlamanın nasıl çalıştığına dair ders niteliğinde bir örnek: şarkının kendisi değil, şarkının etrafındaki oyun viral oldu. İçerik üretimini seyirciye devreden, her gösteride yeni bir "klip" doğuran bir mekanizma. Carpenter'ın bunu bilinçli bir strateji olarak mı başlattığı, yoksa eğlence olsun diye yapıp sonucunun büyüklüğünü sonradan mı fark ettiği tartışılır; sanatçının kendi anlatımlarında ikincisine daha yakın bir hava var.

Sonuç, plak hâlinin de listelere geri tırmanması oldu. Albümden aylar sonra radyo ve akış platformlarında yükselen parça, Carpenter'ın ABD listelerinde ilk kez ciddi anlamda görünür olduğu şarkı olarak anılıyor. Ardından 2023 sonunda gelen Noel temalı bir yeniden yorum ve buna eşlik eden bir tatil özel programı, şarkıyı mevsimlik bir gelenek hâline getirdi. Aynı şarkının, sözleri değiştirilerek yılın belirli bir dönemine ait bir kimlik kazanması pop tarihinde çok sık görülmez.

Daha büyük resimde "Nonsense", Carpenter'ın 2024'teki büyük patlamasının provası oldu. O dönemde tüm dünyayı saran işlerinde öne çıkan her şey, esprili çift anlamlar, kendine gülen cinsellik, kusursuz zamanlanmış vokal şakaları, aslında ilk kez burada tam olgunlukla ortaya çıkmıştı. Bir sanatçının "sesini bulduğu an"ı işaret etmek genelde zordur; Carpenter örneğinde bu şarkıyı göstermek fazlasıyla makul.

Bugün neden hâlâ tutuyor

Bir şarkının kalıcılığı çoğu zaman ne kadar büyük bir duyguyu anlattığıyla ölçülür. "Nonsense" tam tersini yapıyor: küçük, gündelik, biraz utanç verici bir duyguyu anlatıyor ve tam da bu yüzden yıllar sonra da geçerli kalıyor.

Herkes bir kez o hâle düşmüştür. Karşındaki kişi odaya girdiğinde daha bir saniye önce gayet akıcı konuşan beynin donması, sonradan yatakta o anı hatırlayıp yastığa gömülmen. "Nonsense" bu evrensel rezaleti kutluyor, örtmeye çalışmıyor. Şarkının rahatlığı buradan geliyor.

İkincisi, kadın arzusunu özür dilemeden ama ağırlaştırmadan anlatan pop şarkısı sayısı sanıldığı kadar fazla değil. Bu alanda ya çok ciddi ya çok provokatif olma baskısı var. Carpenter üçüncü bir yol buluyor: komik olmak. Şaka, burada savunma değil, özgüvenin biçimi.

Üçüncüsü de performansla ilgili. Sabit metni olmayan bir şarkı yaşamaya devam eder, çünkü her seferinde yeniden yazılır. Yıllar sonra bile bir konserde o son bölüm geldiğinde salon susup bekliyor. Kayıt tamamlanmış olabilir; şarkı tamamlanmamıştır. Türkçedeki deyişle, "her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır" misali, her gecenin kendi kapanışı var.

Ve son olarak: albümün bağlamı zamanla bu şarkıyı daha da güçlendirdi. Hakkında en çok konuşulan şeyin kendi hayatı olduğu bir dönemde, bir sanatçının en çok sevilen parçasının "birine tutulup saçmalamak" üzerine olması, sessiz ama net bir cevap. Anlatıyı geri almanın en zarif yolu, bazen konuyu değiştirmektir.


Daha derine dalmak için

🎧 Sese gömülmek için

📚 Hikâyenin peşine düşmek için

🌍 Mekânları görmek için

🎸 Kendin denemek için


🎵 Bu şarkıyı dinle

🤖 Daha fazlasını sor
Tags
20s