SONGFABLE · 1984

Material Girl

MADONNA · 1984 · DETROIT, USA

Material Girl - Madonna (1984)

Madonna'nın 1984 tarihli "Material Girl"ü, ilk dinleyişte Reagan döneminin tüketim ateşine yazılmış bir marş gibi gelir; oysa şarkı, kendisini söyleyen kadını da, onu satın almaya çalışan dünyayı da kurnazca alaya alır. Detroit'in işçi sınıfı banliyölerinden çıkmış bir kızın, Manhattan'ın parıltısını hem kucaklayıp hem de paramparça ettiği bir performans sanatıdır.

Bir kuyumcu vitrininin önünde

1985 yılının Ocak ayında MTV'de döngüye giren video, neredeyse her ayrıntısında Marilyn Monroe'nun 1953 yapımı Gentlemen Prefer Blondes filmindeki "Diamonds Are a Girl's Best Friend" sahnesinin yeniden çekimiydi. Şok pembe bir elbise, smokinli erkek korosu, parlayan elmaslar. Ancak Mary Lambert'in yönettiği klipte bir çerçeveleme hilesi vardı: Madonna aslında bir film stüdyosunda bu sahneyi çekiyordu. Set dışında, kotlu ve sade görünen başka bir Madonna, sahte bir buketle gelen bir yapımcıya gönlünü kaptırıyordu. Yani şarkıdaki "maddeci kız", sahnedeki bir karakterdi. Asıl Madonna, papatya verene gidiyordu.

Bu ayrıntı, "Material Girl"ün neden hâlâ tartışıldığını anlamak için kritiktir. Şarkı, dönemin en çok yanlış anlaşılan pop metinlerinden biri oldu — sadece dinleyiciler tarafından değil, bizzat onu seven endüstri tarafından da. 1980'lerin ortasında borsa Reaganomics ile şişerken, yuppie kültürü Wall Street'i kuşatırken ve Lifestyles of the Rich and Famous televizyon ekranlarını işgal ederken, Madonna'nın şarkısı bu zeitgeist'ın tema müziği gibi tüketildi. Oysa Peter Brown ile Robert Rans'ın yazdığı söz dizilerinde ironi açıkça asılı duruyordu — yeter ki dinleyen bir kez başını eğip dinlesin.

Detroit'in kızı, New York'un yaratısı

Madonna Louise Ciccone, 1958 yılında Michigan'ın Bay City kasabasında doğdu ve büyürken Detroit'in batı banliyölerinden Rochester Hills'te yaşadı. İtalyan-Amerikalı bir Katolik aileden geliyordu; babası Chrysler ve General Motors için tasarım mühendisiydi. Bu, kullanışlı bir biyografik ayrıntı değildir yalnızca; "Material Girl"ün ironik gerilimini şekillendiren coğrafi gerçektir. Detroit, 1970'lerin sonu ve 1980'lerin başında otomotiv endüstrisinin çöküşüyle sarsılan, beyaz orta sınıfın banliyölere kaçtığı, siyah işçi sınıfının ise şehir merkezinde terk edildiği bir şehirdi. Madonna'nın çocukluğunun arka planı, parlak vitrinler değil, fabrika düdükleri ve kilise ayinleriydi.

1978'de cebinde 35 dolarla New York'a taşındı. Times Square'de bir taksi şoföründen ona şehrin merkezine bırakmasını istedi. Yıllarca Alphabet City'nin viraneye dönmüş binalarında yaşadı, dansçı olarak ders verdi, Dunkin' Donuts'ta çalıştı, açlık çekti, Patrick Hernandez'in turne grubunda dansçı oldu, post-punk dünyasında Stephen Bray ile gruplar kurdu. Like a Virgin (1984) albümünün çıktığı dönemde, Madonna'nın hâlâ çok az parası vardı. "Material Girl"ü kaydettiğinde, kendisi kelimenin tam anlamıyla maddi değildi.

Bu, şarkının ironisine boyut katar. Pek çok şarkıcı, sahip olduğu zenginliği övgüyle anlatır. Madonna ise henüz sahip olmadığı, ama gözlemleyebildiği bir tüketim kültürünü taklit ediyordu. Yapımcı Nile Rodgers — Chic grubunun kurucusu, David Bowie'nin Let's Dance'ini şekillendiren adam — albümün diğer parçalarında olduğu gibi burada da synth-bass ve metalik perküsyonu büyük bir disiplinle dizmişti. Sonuç, dans pistinde patlayan ama metinsel olarak soğuk, neredeyse robotik bir parçaydı.

Şarkının asıl söylediği

Sözlerin yüzeyi nettir: anlatıcı, sadece para harcayan adamların ilgisine değer verdiğini söyler. Romantik jestleri reddeder; çiçekleri, aşkı, duygusallığı küçümser. Ancak metni bir an dikkatle dinleyen herkesin fark edeceği şey, anlatıcının kendi pozisyonunu da bir tür performans olarak sunmasıdır. Şarkıda anlatıcı, sürekli olarak kendisinin nasıl algılandığını kontrol etmeye çalışır — kim ona yaklaşıyor, kim onu kazanmaya çalışıyor. Bu, sahip olmaktan çok, seçim gücüne sahip olmakla ilgili bir tutumdur.

Madonna yıllar sonra, bilhassa 2009'da Harper's Bazaar dergisine verdiği röportajda, şarkıyı asla otobiyografik olarak görmediğini açıkladı. Onun için "Material Girl", bir karakterdi — Anita Loos'un Gentlemen Prefer Blondes romanındaki Lorelei Lee'ye yapılan bir göndermeydi. Bu roman, 1925'te yayımlandığında, kapitalizmin parlak yüzeyleri altında kadınların stratejik akıllılığını eleştirel bir mizahla anlatmıştı. Madonna'nın versiyonu da aynı oyunu Reagan dönemine taşıyordu: kadınları "alınıp satılabilir" diye bir nesne olarak gören kültüre, kadının kendisi öne çıkıp bu rolü abartarak oynayarak yanıt veriyordu. Bu, Judith Butler'ın daha sonra "performatif kimlik" diyeceği şeyin pop müzikteki en gözle görülür örneklerinden biridir.

Şarkının çıkışından sonra basın, Madonna'ya yıllarca "Material Girl" lakabını yapıştırdı. Hatta bu lakap, 1985'te kendisiyle nişanlandığı Sean Penn'in onu "Material Squirrel" diye çağırmasına neden olacak kadar kalıcılaştı. Madonna, lakaba karşı 1990'larda açıkça mesafe koydu, ancak ilginç bir şekilde 2010'da kızı Lola ile birlikte "Material Girl" adlı bir genç giyim hattı kurdu — bu da onun ironinin ironisini bile satabilen, kapitalizmin içindeki bir sanatçı olduğunu gösteriyordu.

Türkçe okur için: Tüketimin tema müziği nasıl üretilir

Türkiye'de 1984, ilginç bir kavşaktı. Turgut Özal'ın ANAP iktidarı, ithalat liberalizasyonunu ve serbest piyasa ekonomisini ülkeye getirmişti. İstanbul'da Beyoğlu hâlâ eski sinemaların ve müzik dükkanlarının canlı olduğu bir bölgeydi, ancak ilk büyük alışveriş merkezlerinin (Galleria, 1988) açılışı ve Bağdat Caddesi'nin tüketim aksı olarak yükselişi çok yakındaydı. Tıpkı Amerika'daki gibi, "maddi" olmak Türkiye'de de yeni bir anlam kazanıyordu: artık sadece zengin olmak değil, zenginliği gösterebilmek önemliydi.

Bu dönemin Türk popunda da bir paralellik görmek mümkün. Sezen Aksu'nun aynı yıllarda yaptığı işler, hem geleneksel duygusallığı hem de modern arzuyu içeren bir gerilim taşıyordu. Erol Evgin, Ajda Pekkan ve Nilüfer gibi isimler, Türk dinleyicisine "uluslararası" hissiyat veren prodüksiyonlar üretiyordu. Ancak Madonna gibi açıkça tüketim ironisi yapan bir figür Türk popunda nadirdi. Daha ziyade, Cem Karaca'nın 1970'lerin sonunda yazdığı Anadolu rock şarkılarındaki sınıf bilinci, ya da Barış Manço'nun naif ahlakçılığı, Türk popunun maddi dünyaya bakışını şekillendirmişti.

Madonna'nın şarkısının Türk gençliğine ulaşması, TRT'nin tek kanal olduğu, müziğin esas olarak kasetlerle dolaştığı bir dönemde gerçekleşti. Unkapanı'ndaki plak ve kaset toptancıları, Like a Virgin albümünü hızla dolaşıma soktu. Türk dinleyicisi şarkıyı çoğunlukla İngilizce sözleri tam anlamadan dinledi — yani burada bile ironi çoğu kez kaybolmuş, sadece dans edilebilir bir Batı popu olarak tüketilmiş oldu. Belki de bu, Madonna'nın şarkısının asıl gücüdür: ironiyi anlamayanlar bile dans edebilir, anlayanlar ise ayrıca gülebilir.

İlginç bir kültürel köprü olarak şunu hatırlamak gerek: Madonna, 1993'te The Girlie Show turnesinde İstanbul'a, İnönü Stadı'na (bugünkü adıyla Vodafone Park'ın bulunduğu yere) gelmek için anlaşma yapmıştı. Konser sonradan iptal edildi, ancak Türk hayranları o yıllarda Madonna'yı bir "yasak meyve" olarak takip etti — muhafazakâr basın onu "ahlaksız", liberal kesim ise "özgürleştirici" olarak okudu. "Material Girl"ün gönderdiği ironi, bu kutuplaşmış okumaların ikisini de altüst eder: ne kapitalizmin saf bir kutlamasıdır, ne de saf bir eleştirisidir. İkisinin arasındaki gerilimde yaşar.

Bugün hâlâ neden çalıyor

2020'lerde "Material Girl" yeni bir hayat kazandı. TikTok'ta Saucy Santana'nın aynı adlı şarkısı viral oldu ve genç kuşak, kendini "material girl" olarak tanımlamayı bir mizah kategorisi haline getirdi. Madonna'nın orijinal şarkısı yeniden milyonlarca kez akış aldı. Ancak bu dönüş, ilginç bir şekilde, Madonna'nın 1984'teki ironisinin bir kısmını kaybetmiş gibi görünüyor. Yeni nesil için "material girl olmak", artık utanılacak değil, açıkça kucaklanacak bir kimlik. Reagan dönemi yuppie'leri gizlice servete tapardı; Z kuşağı bunu Instagram Reels'te kutluyor.

Bu, şarkının daha derin bir gerçeği ortaya çıkarıyor: tüketim kültürünü eleştiren bir şarkı, eninde sonunda o kültür tarafından emiliyor ve yeniden satılıyor. Theodor Adorno'nun kültür endüstrisi kuramından beri akademisyenler bunu söylüyordu, ama Madonna bunu pratikte canlandırdı. Şarkıyı kendi giyim hattının adı yapmak — yani ironik bir eleştiriyi gerçek bir ticari ürüne dönüştürmek — Madonna'nın en Madonna'ca hareketiydi.

Türk dinleyicisi için bugün şarkıyı dinlemek, 1984'ten farklı bir deneyim. Bağdat Caddesi'nde, Zorlu Center'da, Akasya'da yetişen bir kuşak için "maddi olmak" artık ironik bir şaşkınlık değil, hayatın bir veri tabanı. Belki de şarkının yeniden dinlenmesinin değeri tam buradadır: bize bir kez bunun seçim olduğu bir an olduğunu hatırlatır. Tüketim kültürünün doğal değil, inşa edilmiş bir şey olduğunu. Ve her inşa edilen şeyin, başka türlü de olabileceğini.

How to dive deeper

🎧 Dinleme önerileri

📚 Okuma önerileri

🌍 Kültürel bağlamlar

🎸 Sonraki adımlar


Şarkıyı dinlemek için: song.link/material-girl-madonna

🤖

Tags