Like a Prayer
Like a Prayer - Madonna (1989)
1989'da Madonna, çocukluğunun Katolik ikonografisini bir pop şarkısının kalbine yerleştirdi ve dünya bunun ne kadar tehlikeli olduğunu anlamakta gecikmedi. "Like a Prayer", bir kadının arzusunu duayla, ten ile ruhu, günahla kurtuluşu aynı nakaratın içine sığdırarak pop müziğin sınırlarını kalıcı olarak genişletti. Pepsi'nin reklamı bir gecede çekmesi ve Vatikan'ın boykot çağrısı, şarkıyı dinlemeden önce bile bir kültürel olaya dönüştürdü.
Yanan haçların arasında bir koro
1989 Mart'ında Pepsi, Madonna ile beş milyon dolarlık bir reklam anlaşması imzaladığında, şirketin pazarlama ekibinin elinde "Like a Prayer"ın yalnızca radyo dostu bir önizlemesi vardı. Şarkının klibi henüz yayınlanmamıştı. Birkaç gün sonra MTV'de gösterime giren video — siyahi bir azizin canlandığı bir kilise, bir kadının elindeki kanayan stigmata, bir tanrıça korosunun gospel ritimleri ve evet, alev alev yanan haçlar — Pepsi yöneticilerini panik halinde toplantı odalarına sürükledi. Reklam çekildi. Madonna parayı tuttu. Ve "Like a Prayer", Amerikan pop tarihinin en kavgalı doğum sahnelerinden birini yaşadı.
Asıl mesele şuydu: Madonna, üç buçuk dakikalık bir şarkıda Amerika'nın iki yüz yıldır gizlemekten yorulduğu üç sırrı aynı anda söylüyordu. Dini coşku ile cinsel coşkunun aynı bedenden geçtiğini. Beyaz kilisenin siyahi gospel'in omuzlarında yükseldiğini. Ve bir kadının duasının, sevgilisine duyduğu özlemden ayırt edilemeyecek kadar fiziksel olabileceğini.
Detroit'in çocukluğu, İtalyan-Amerikan suçluluğu
Madonna Louise Ciccone, 1958'de Michigan'ın Bay City kasabasında doğdu ama büyüdüğü yer Detroit'in banliyölerindeki katı bir İtalyan-Amerikan Katolik dünyasıydı. Annesi o beş yaşındayken meme kanserinden öldü; bu kayıp, sonraki tüm yapıtının altında bir su tablası gibi akar. Babası Silvio Ciccone, çocuklarını her sabah ayine götüren, kızlarına diz boyu eteklerin altına şort giydiren bir Chrysler mühendisiydi.
Detroit ayrıca Motown'un şehriydi. Madonna'nın çocukluğunda radyoda The Supremes, Marvin Gaye, Stevie Wonder vardı. Ev içinde Latin Ayini, sokakta gospel. Bu iki sesin çarpıştığı yer, on yıllar sonra "Like a Prayer"ın koro düzenlemesinde yeniden hayat bulacaktı. Şarkıyı prodüktör Patrick Leonard ile birlikte yazdığında Madonna, otuz yaşındaydı, Sean Penn'den yeni boşanmıştı ve ilk kez bir albümü gerçek anlamda kişisel kılmaya kararlıydı. Albümün adı Like a Prayer'dı; kapak parfümlü mürekkeple basılmış, içine açıldığında patchouli kokuyordu — kilise tütsüsünün pop versiyonu.
Şarkının kayıt seansları Hollywood'daki Johnny Yuma stüdyolarında gerçekleşti. Andraé Crouch'un yönettiği gospel korosu — Amerikan siyahi kilise müziğinin yaşayan efsanelerinden biri — koroyu kaydettiğinde Madonna stüdyonun arka koltuğunda oturup ağladığını söyledi. O an, şarkının iskeletinin ete kavuştuğu andı.
Şarkı gerçekte neyi söylüyor
Yüzeyde "Like a Prayer", bir aşk şarkısı gibi okunabilir. Anlatıcı, sevgilisinin adını söylediğinde kendini bir duada hissettiğini, onun sesinin bir melek gibi onu yukarı çektiğini anlatır. Ama dikkatli bir dinleyici için bu pop romantizminin altında çok daha tehlikeli bir şey vardır.
Sözler, mistik geleneğin klasik bir paradoksunu yeniden kurar: Aziz Teresa'nın vecde gelmiş heykelinden Sufi şiirine kadar, ilahi aşkın dilinin daima bedensel aşkın dilini ödünç aldığı paradoks. Madonna bu geleneği bilerek ya da sezgisel olarak ters çevirir — bedensel aşkın dilini ilahi aşkın bedenine geri taşır. Bir sevgilinin yatağındaki teslimiyet, diz çökmüş bir günahkârın teslimiyetinden ayırt edilemez hale gelir.
Klibin görsel grameri bu okumayı daha da keskinleştirir. Yönetmen Mary Lambert, Madonna'yı bir siyahi azizin önünde diz çöken, ona dudaklarından öpen, onun adaletsizce hapsedilmesine tanıklık eden bir kadın olarak çerçeveler. Aziz figürü — aktör Leon Robinson — beyaz bir kadına saldırmakla suçlanmış ama gerçek failin başka biri olduğu açıktır. Madonna'nın görevi, gerçeği görmek ve buna tanıklık etmektir. Üç dakikalık bir pop klibi, hem ırksal adaletsizliğin, hem kadın arzusunun, hem de dini coşkunun aynı anda görünür kılındığı bir sahneye dönüşür.
Vatikan'ın boykot çağrısı tam da bu sentezdendi. Eleştirmenler haçların yanmasına takıldı, ama gerçek skandal görselden değil, önermesinden geliyordu: Bir kadın hem arzulayabilir, hem dua edebilir, hem de bunların aynı şey olabileceğini söyleyebilir.
Türk okur için bir kültürel köprü
Bu noktada "Like a Prayer"ı Türk müzik kulağına yabancı bir nesne olarak görmek yanıltıcı olur. Çünkü dini coşku ile dünyevi arzunun aynı sesin içinden konuşması, Anadolu kültürünün de en derin damarlarından biridir.
Yunus Emre'nin on üçüncü yüzyılda yazdığı dizelerden Mevlana'nın Mesnevi'sine kadar, Türkçe konuşan coğrafyada ilahi aşk her zaman bedensel aşkın dilinden geçerek anlatılmıştır. "Aşk imiş her ne var âlemde" dizesi bir Sufi şiirinde okunduğunda da, bir aşk türküsünde okunduğunda da kalbe aynı yerden vurur. Madonna'nın 1989'da Amerika'da yapmaya çalıştığı şey — kutsalı ve dünyevi olanı aynı nakaratta tutmak — Anadolu'nun yedi yüz yıldır yapmakta olduğu şeydir.
Bu yüzden "Like a Prayer", Anadolu rock'ın 1970'lerdeki kuşağına aşina olan bir kulağa hiç de uzak gelmemelidir. Cem Karaca'nın Tatlı Dana ya da Namus Belası gibi parçalarında halk türkülerinin manevi ağırlığını elektrik gitarlarla buluşturması, Barış Manço'nun Dağlar Dağlar'da bir derviş gibi söylediği halde rock sahnelerinin dilini kullanması — bunların hepsi, "kutsal sesi pop formuna sokmanın" Türk versiyonlarıdır. Erkin Koray'ın Çöpçüler'i ya da Moğollar'ın enstrümantal parçalarındaki o yarı-tasavvufi gerilim de aynı sezginin ürünüdür.
1980'lerin sonu, Türkiye için de kültürel bir geçiş dönemiydi. 12 Eylül sonrasının ağır sansür havası yavaş yavaş çatlamaya başlamış, Sezen Aksu Sezen Aksu Söylüyor ile sözün ağırlığını yeniden popun merkezine koymuştu. Aynı yıllarda Beyoğlu'nun arka sokaklarındaki kulüplerde — Hayal Kahvesi'nin ilk dönemleri, Kemancı'nın açılışı — genç bir kuşak hem Madonna'yı, hem Cem Karaca'yı aynı kasete yan yana kaydediyordu. Walkman'ler İstiklal Caddesi'nde ilk kez yaygınlaştığında, "Like a Prayer" da Akmar Pasajı'nın korsan kaset tezgâhlarında yerini almıştı.
Önemli olan şu: Madonna'nın o yıl yaptığı şey, Türk dinleyiciye yabancı bir kültürel ihlal değil, tanıdık bir gerilimin başka dildeki halidir. Bir kadının diz çökmesinin hem teslimiyet hem isyan olabilmesi, bir korosunun hem dua hem dans olabilmesi — bunlar Anadolu'nun zaten bildiği şeylerdir.
Neden bugün hâlâ yankı uyandırıyor
"Like a Prayer" yayınlandığında otuz altı yıl geçti. Madonna artık altmışlı yaşlarında, Pepsi başka skandallarla uğraşıyor, MTV bir nostalji markası. Ama şarkı garip bir biçimde her yeni kuşakla yeniden taze bir mesele halinde dönüyor.
Bunun bir nedeni, kadın bedeninin kamusal alanda nasıl temsil edileceği üzerindeki kavganın hiç bitmemesi. Madonna'nın 1989'da yaptığı önerme — bir kadının arzusunun, dininin, politik konumunun aynı yapıtın içinde aynı anda bulunabileceği — hâlâ pek çok yerde radikal olarak okunuyor. Hem Amerika'daki kürtaj tartışmalarında, hem Türkiye'deki kadın hakları gündemlerinde, hem de İran'daki başörtüsü protestolarında "bir kadının bedeninin kime ait olduğu" sorusu yeniden sorulduğunda, bu şarkının soruyu nasıl müzikal bir forma soktuğu önemli bir referans olarak kalır.
İkinci neden, şarkının sonik kuruluşu. Andraé Crouch korosunun gospel düzenlemesi, Patrick Leonard'ın basit ama hipnotik klavye motifi, koronun ilk girişindeki o ani aydınlanma hissi — bunlar zamansız teknikler. Beyoncé'nin Lemonade albümünden Lizzo'nun gospel-pop deneylerine kadar, son on yılın ana akım pop kadınlarının pek çoğu, kutsal sesi pop formuna sokma sanatını Madonna'nın 1989'da bıraktığı yerden devraldı.
Üçüncü neden belki en önemlisi: "Like a Prayer" bize, popun sığ bir tüketim nesnesi olmak zorunda olmadığını hatırlatır. Üç buçuk dakikada hem ırk, hem cinsiyet, hem din, hem arzu hakkında konuşabilen bir şarkı yapmak mümkündür. İnönü Stadı'nda 1993'te ilk büyük konserini veren Madonna'nın ardından gelen otuz yılda, Türkiye'de pop müziğin de ne kadar derin olabileceğini görmek için Sertab Erener'in Aşk Ölmez'ini ya da Aydilge'nin söz yazarlığını dinlemek yeterli. Pop, kararlı olduğunda, ciddi sanattır.
How to dive deeper
🎧 Dinleme önerileri
- Madonna — The Immaculate Collection (1990): "Like a Prayer" dâhil Madonna'nın 1980'lerin sonuna kadar olan en güçlü kesitini bir araya getiren derleme. Şarkının albüm bağlamından farklı, daha radyo dostu remiks versiyonunu içerir. Amazon TR
- Andraé Crouch — Mercy (1994): "Like a Prayer"daki gospel korosunun arkasındaki dehanın solo çalışması. Şarkının dini coşkusunun nereden geldiğini anlamak için kritik bir dinleme. Amazon TR
- Sezen Aksu — Gülümse (1991): Aynı dönemde Türkiye'de "kadın sesinin pop'a derinlik katması" projesinin paralel bir örneği. Madonna'nın albümünden iki yıl sonra, ama aynı kültürel anın Türkiye'deki yankısı. Amazon TR
📚 Okuma önerileri
- Lucy O'Brien — Madonna: Like an Icon: Madonna üzerine yazılmış en ciddi biyografilerden biri. "Like a Prayer" dönemine ayrılmış uzun bir bölümü, Pepsi krizinin perde arkasını ve klibin yapım sürecini ayrıntılı anlatır. Amazon TR
- Camille Paglia — Sex, Art, and American Culture: Madonna'yı bir feminist sanat figürü olarak ele alan denemeleri içerir. 1990'ların kültürel tartışmalarının ne kadar yoğun olduğunu görmek için iyi bir başlangıç. Amazon TR
- Murat Meriç — Pop Dedik: Türkçe Sözlü Hafif Batı Müziği: Türk popunun kökenlerini ve 1980-90'lardaki dönüşümünü anlatan kapsamlı bir çalışma. Madonna'nın Türkiye'ye geldiği yılları kültürel bağlamına oturtur. Amazon TR
🌍 Gidilecek yerler
- Beyoğlu, İstiklal Caddesi: 1990'larda Türk gençliğinin Madonna'yı keşfettiği coğrafya. Akmar Pasajı'nın kapanmasından sonra bile, Mis Sokak ve çevresindeki plak dükkânları — Lale Plak, Kontra Plak — hâlâ 1980'lerin pop arkeolojisini sürdürüyor.
- İnönü Stadı, Beşiktaş: Madonna'nın 1993 Girlie Show turnesi sırasında konser verdiği yer. Stadyum yıkılıp yenisi yapılmış olsa da, Türk pop tarihinin önemli bir mekânı olarak hatırlanmayı hak ediyor.
- Salt Galata, Karaköy: Çağdaş kültür tartışmalarının yapıldığı, zaman zaman 1980-90'ların pop kültürü üzerine sergilere ev sahipliği yapan kurum. Madonna kuşağının estetik mirası burada kuramsal bir çerçevede tartışılıyor.
🎸 Bağlantılı sanatçılar
- Cem Karaca: Anadolu rock'ın en güçlü sesi. Tatlı Dana ve Safinaz albümlerinde halk türküsünün manevi ağırlığını rock formuna taşıması, Madonna'nın gospel'i pop'a taşımasıyla şaşırtıcı paralellikler içeriyor. Amazon TR
- Barış Manço: 2023 albümü ve sonrası dönemde popüler formla maneviyatı buluşturma denemeleri. Yedi yüz yıllık Anadolu mistik geleneğini pop sahnesine taşıyan bir köprü. Amazon TR
- Sertab Erener: 2003'te Eurovision'u kazanan ses. Madonna'nın açtığı yolda "kadın sesinin uluslararası pop sahnesinde merkezi bir konuma yerleşebileceğini" Türkiye'den kanıtlayan figür. Amazon TR
Şarkıyı dinlemek için: song.link/like-a-prayer-madonna
🤖
- "Like a Prayer"daki gospel korosunun rolü, Türk popunda hangi sanatçılarda benzer bir derinlik yaratmıştır?
- Madonna'nın 1989'da yaptığı "kutsal ile bedensel arasındaki sınırı silme" hamlesi, Sufi şiir geleneği ile karşılaştırıldığında neyi farklı yapar?
- 1993'teki İnönü Stadı konseri, Türk pop tarihinde nasıl bir dönüm noktası olarak okunabilir?