SONGFABLE · 2000

Bohemian Like You

THE DANDY WARHOLS · 2000

Listen elsewhere

We couldn't link a Spotify track for this story. Try searching the title on song.link to find it on your preferred service.

Bohemian Like You - The Dandy Warhols (2000)

TL;DR: Görünürde laubali bir aşk şarkısı gibi duran "Bohemian Like You", aslında 2000'lerin başındaki "havalı, ilgisiz, bohem" pozunu hem kutlayan hem de sinsice dalga geçen bir ironi bombasıdır. Bir cep telefonu reklamı sayesinde dünyaya yayılması ise işin en şahane çelişkisidir.

İlk bakışta aldatıcı bir şarkı

Çoğu insan "Bohemian Like You"yu ilk duyduğunda kafasında basit bir şey canlanır: kapağı açık eski bir araba, deri ceketli bir tip, sokakta gezinen serbest ruhlu bir kız. Riff cıvıl cıvıl, ritim insanı kaldırıp dans ettiriyor, vokalde de gevşek bir özgüven var. Sanki sadece "ay sen ne güzel, ne özgürsün" diyen, baştan sona pozitif bir flört şarkısı.

İşte tam burada şarkı seni yakalıyor. Çünkü asıl mesele o değil. The Dandy Warhols'un solisti Courtney Taylor-Taylor, burada gerçekten bir bohemi övüyormuş gibi yapıyor ama satır aralarında bütün o "sanatçı tavrı", "umursamaz tarzı", "ben sistemin dışındayım" havasını nazikçe iğneliyor. Şarkıdaki anlatıcı, karşısındaki kişinin ne kadar "havalı" olduğunu sıralıyor; ama bu övgüler o kadar abartılı, o kadar klişe ki, bir süre sonra bunun samimi bir hayranlık değil, ince bir alay olduğunu fark ediyorsun. Anlatıcının asıl derdi de aslında bohem felsefe falan değil; karşısındakiyle yatağa girmek. Yani romantik gibi görünen şarkı, aslında oldukça pragmatik ve biraz da pişkin.

Bu çift katmanlılık, şarkıyı sıradan bir 2000'ler rock parçasının çok ötesine taşıyor. Dans ettirirken seni düşündüren, gülümsetirken biraz da utandıran bir parça bu. Çünkü o "bohem poz", hepimizin bir dönem özendiği ya da etrafımızda görüp içten içe tebessüm ettiğimiz bir şey.

Portland'lı çocuklar ve milenyum havası

The Dandy Warhols, 1990'ların başında ABD'nin Portland, Oregon şehrinde kuruldu. İsimleri bile bir şakanın ürünü: pop sanatının ikonu Andy Warhol'a hem selam çakan hem de onunla dalga geçen bir kelime oyunu. Bu zaten grubun bütün ruhunu özetliyor; her şeye biraz mesafeli, biraz alaycı, ama aynı zamanda gerçekten müziğe âşık bir tavır.

"Bohemian Like You", grubun 2000 yılında çıkan Thirteen Tales from Urban Bohemia albümünde yer aldı. Albümün adı bile ("Kentsel Bohemyadan On Üç Hikâye") konuyu ele veriyor: bu plak, şehirli sanatçı bozuntularının, kafelerde oturup hiçbir şey yapmadan derin görünmeye çalışan gençlerin dünyasına bir bakış. Sevgiyle ama bir o kadar da iğneyle.

Şarkının sesinde çok belirgin bir Rolling Stones tınısı var; özellikle o tekrar eden, neşeli gitar riffi rock tarihinin klasik damarına bilinçli bir göndermedir. Grup bunu hiç saklamadı; o döneme, garaj rock'ının ve klasik rock and roll'un o pişkin enerjisine açıkça yaslandılar. Söylendiğine göre şarkının kayıt süreci de grubun kendi evlerinde kurdukları stüdyo benzeri ortamda, oldukça serbest bir atmosferde gerçekleşti.

Şimdi Türk müzikseveri için ilginç bir köprü: 2000'lerin başı, Türkiye'de de yabancı alternatif rock'ın gençler arasında ciddi şekilde dolaşmaya başladığı yıllardı. MTV ve o dönemki müzik kanalları, internetin yeni yeni eve girdiği o günlerde Batı'nın "indie" ve alternatif sesini bize taşıyordu. "Bohemian Like You" gibi parçalar, Beşiktaş'taki, Kadıköy'deki, İzmir Alsancak'taki barlarda, kafelerde fonda çalan o "havalı yabancı şarkı" kategorisine tam oturuyordu. Üstelik o şarkıdaki "bohem poz" eleştirisi, kendi şehir kültürümüzdeki "entel-dantel" tartışmasıyla şaşırtıcı şekilde örtüşür. Kadıköy'deki bir kafede laf ola kitap okuyup aslında etrafı süzen tiplere içten içe gülen herkes, bu şarkının ne dediğini anında anlar.

Sözlerin altındaki gerçek niyet

Şarkının anlatıcısı baştan sona karşısındaki kişiye iltifatlar yağdırıyor gibi görünür. Onun yaşam tarzını, kıyafetlerini, dağınık ama bilinçli "umursamazlığını", sanata olan tutkusunu över. Ama dikkatle dinlediğinde, bu övgülerin altında sürekli bir "ben de aynen senin gibiyim, hadi anlaşalım" mesajı vardır. Anlatıcı, karşısındakinin bohem dünyasına gerçekten hayran olmaktan çok, o dünyaya ait görünerek araya mesafe koymadan yaklaşmaya çalışıyor.

Şarkıda anlatılan kişinin hayatı maddi açıdan pek de parlak değildir; geçim derdi, ucuz işler, kıt kanaat bir varoluş söz konusudur. Ama bütün bunlar bir "stil" olarak sunulur. Yani yoksulluk bile bir estetik tercih, bir kimlik gösterisi haline gelmiştir. İşte Courtney Taylor-Taylor'ın asıl iğnelediği şey tam da budur: maddi zorluğu bir poz, bir kişilik aksesuarı gibi taşımak. Anlatıcı bunu överken aslında bunun ne kadar saçma ve aynı zamanda ne kadar çekici olduğunu aynı anda söyler.

Şarkının en zekice yanı, bu eleştiriyi asla parmak sallayarak yapmamasıdır. Anlatıcı yargılamaz, ahlak dersi vermez. Tam tersine, o bohem dünyaya kendisi de göz kırpar, hatta biraz da imrenir. Bu yüzden şarkı ne tam bir hiciv ne de tam bir methiye olur; ikisinin arasında, gri bir bölgede salınır. Bu belirsizlik şarkıyı bu kadar uzun ömürlü yapan şeydir; çünkü herkes onu kendi istediği gibi dinleyebilir. Birisi içten bir aşk şarkısı duyar, başkası keskin bir toplumsal taşlama. İkisi de haklıdır.

Sözlerde bir de cinsel açıklık, pişkin bir flört dili vardır. Anlatıcı niyetini gizlemez; bütün o bohem-sanat muhabbetinin altında oldukça dünyevi bir arzu yatar. Bu dürüstlük, şarkının o kasıtlı sahtelikle dolu "havalı" yüzeyiyle güzel bir tezat oluşturur. Sanki şarkı şunu der: "Tamam, bütün bu poza takılalım ama ikimiz de neyin peşinde olduğumuzu biliyoruz."

Bir reklam şarkıyı nasıl efsane yaptı

Şimdi işin en ironik kısmı geliyor. "Bohemian Like You", çıktığında ABD'de pek de büyük bir başarı yakalayamadı. Şarkıyı asıl uçuran şey, 2001 yılında İngiltere'de yayınlanan bir Vodafone cep telefonu reklamı oldu. Yani sistemin, tüketim kültürünün, ticaretin tam kalbinde duran bir reklam, "sistem dışı bohem" pozuyla dalga geçen bir şarkıyı milyonlarca insana ulaştırdı.

Bu çelişki o kadar mükemmel ki, sanki şarkının kendi içindeki ironinin gerçek hayata sızmış hali gibi. Anti-konformist bir tavrı satan bir parça, en büyük başarısını bir telekomünikasyon devinin reklamı sayesinde elde etti. Reklamdan sonra şarkı İngiltere listelerinde üst sıralara tırmandı ve grubun en bilinen parçası haline geldi. Bugün bile The Dandy Warhols deyince ilk akla gelen şarkı budur.

Bu olay, 2000'lerin başındaki müzik ekonomisi hakkında da çok şey anlatıyor. O dönem reklamlar ve filmler, radyonun yanında yeni bir keşif kanalı haline gelmişti. Bir şarkının bir reklamda ya da bir dizinin jeneriğinde çalması, onu bir gecede tanıdık kılabiliyordu. Türkiye'de de o yıllarda yabancı reklamların ya da yerli reklamlarda kullanılan yabancı parçaların benzer bir etkisi vardı; insanlar "şu reklamdaki şarkı neydi" diye soruyordu. "Bohemian Like You" tam da bu çağın bir ürünü ve kurbanı, ya da kazananı, nasıl bakarsanız.

The Dandy Warhols'un hikâyesi, 2004 yapımı Dig! adlı bir belgeselle de iyice ünlendi. Bu belgesel, grup ile bir başka grup olan The Brian Jonestown Massacre arasındaki yıllar süren rekabeti, dostluğu ve gerilimi anlatır. Belgesel, The Dandy Warhols'un "ticari başarıya ulaşan" taraf, ötekinin ise "saf ama kendini yıkan sanatçı" taraf olarak çizildiği, müzik dünyasının ün ve bütünlük ikilemine dair çarpıcı bir portredir. Bu da şarkının temasıyla tuhaf bir şekilde rezonansa girer: gerçek sanatçı kimdir, poz yapan kimdir?

Neden hâlâ kulağımıza bu kadar tanıdık geliyor

Aradan yirmi yılı aşkın zaman geçti ama "Bohemian Like You" hiç eskimedi; hatta bazı açılardan bugün daha da anlamlı. Çünkü o şarkının iğnelediği "havalı poz" kültürü, sosyal medya çağında patlama yaşadı. Bugün Instagram'da kusursuz "spontane" fotoğraflar paylaşan, kahve fincanının yanına özenle yerleştirilmiş kitaplarla "doğal" görünmeye çalışan, "ben aslında bunları umursamıyorum" diyerek tam da o umursamazlığı bir marka haline getiren milyonlarca insan var.

Yani Courtney Taylor-Taylor'ın 2000 yılında dalga geçtiği şey, 2020'lerde bir kişilik tipinden bütün bir ekonomiye dönüştü. "Aesthetic" kavramı, "vintage" pozlar, "ben farklıyım" estetiği... Hepsi şarkının yıllar önce işaret ettiği o çelişkinin devamı. Şarkı, samimiyet ile imaj arasındaki o ince çizgiyi öyle keskin yakalamış ki, hangi çağda dinlersen dinle güncel kalıyor.

Bir de tabii müziğin kendisi var. O gitar riffi, basitliğine rağmen kafaya kazınan türden. Şarkı duyulduğu anda hemen tanınıyor ve insanı içine çekiyor. Bu yüzden hâlâ filmlerde, dizilerde, spor salonlarında, bar açılış listelerinde sıkça karşımıza çıkıyor. Müzikal olarak da neşeli, enerjik ve bulaşıcı; düşünce katmanını hiç fark etmeden sadece dans etmek için de dinleyebilirsin.

İşte "Bohemian Like You"yu özel kılan da bu. Hem yüzeyde işleyen hem de derinde işleyen bir şarkı. İstersen sadece keyifli bir rock parçası olarak dinlersin, istersen 2000'lerin kültürel bir röntgenfilmi olarak okursun. Her iki durumda da seni tatmin eder. Ve belki de en güzeli, kendisini bile ciddiye almayan bir şarkının, en derin sözü söyleyebilmesidir: bazen en havalı şey, havalı olmaya çalışmamaktır; ama bunu da bir poz haline getirmemek koşuluyla.


Daha derine dalmak için

🎧 Sese kendini bırak

The Dandy Warhols'un dünyasına girmenin en iyi yolu, "Bohemian Like You"nun da içinde olduğu o albümle başlamaktır. Albümün bütünü, tek şarkının verdiğinden çok daha zengin bir bohem-şehir atmosferi sunar.

📚 Hikâyenin peşine düş

Şarkının arkasındaki ün-bütünlük çatışmasını ve 2000'lerin alternatif rock dünyasını anlamak istersen, okuyacak ve izleyecek çok şey var.

🌍 Mekânları gez

The Dandy Warhols'un sesi Portland'ın o özgün, biraz tuhaf, sanatçı dolu havasından beslenir. Müziği coğrafyasıyla birlikte düşünmek her zaman daha derin bir keyif verir.

🎸 Kendin dene

Bu şarkının o basit ama bulaşıcı riffi, gitara yeni başlayanlar için bile çalınabilir hedeftir. Sesin sırrını çözmenin en güzel yolu, onu kendi ellerinle üretmektir.


🎵 Bu şarkıyı dinle

🤖 Daha fazlasını sor:

Tags
00s