SONGFABLE · 2019

Blinding Lights

THE WEEKND · 2019

Listen elsewhere

We couldn't link a Spotify track for this story. Try searching the title on song.link to find it on your preferred service.

Blinding Lights - The Weeknd (2019)

TL;DR: Parlak 80'ler synth-pop sesinin altında, aslında bir bağımlılık ve yalnızlık çığlığı gizli. Geceleri şehirde amaçsızca araba sürerek, terk edilmiş bir aşkın ya da uyuşturucunun verdiği o "kör eden ışığı" yeniden bulmaya çalışan bir adamın umutsuz koşusu bu.

Kulağa neşeli geliyor ama aslında bir çöküşün şarkısı

İlk dinleyişte "Blinding Lights" sizi hemen dans pistine sürükler. O patlayıcı synthesizer girişi, kalbi hızlandıran tempo, 1980'lerin neon ışıklı diskotekenlerini hatırlatan parlak ses dokusu... Her şey kutlama gibi görünür. Oysa şarkının kalbinde tam tersi bir şey yatar: bir adamın gece yarısı şehrin boş caddelerinde tek başına araba sürerek, kaybettiği birine ya da bıraktığı bir alışkanlığa geri dönmeye çalışmasının hikayesi.

The Weeknd, yani gerçek adıyla Abel Tesfaye, bu çelişkiyi bilinçli olarak kurar. Şarkının enerjisi yükseldikçe anlattığı duygu daha da karanlıklaşır. Sözlerde tarif edilen kişi, ışıkların gözünü kör ettiğinden, yalnızlığın gece olunca daha da ağırlaştığından, ve birini görmediği zaman aklını kaybedebileceğinden bahseder. Yani neşeli ritim, aslında bir kaçışın, bir paniğin maskesidir. Bu, popüler müziğin en eski numaralarından biridir: acıyı dansa sarmak. Ama The Weeknd bunu öyle ustaca yapar ki, milyonlarca insan yıllarca bu şarkıya gülümseyerek eşlik etti, sözlerin ne kadar umutsuz olduğunu fark etmeden.

Bir Kanadalı gencin karanlık labirentten çıkışı

Abel Tesfaye, 1990 yılında Kanada'nın Toronto kentinde, Etiyopyalı göçmen bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Çocukluğu kolay geçmedi; babası erken yaşta evden ayrıldı ve onu büyükannesi ile annesi büyüttü. Amharca konuşarak büyüdü, kilise korosunda söyledi. Gençliğinde lise terk etti, arkadaşlarıyla birlikte evlerinden ayrıldı ve bir süre Toronto'nun kenar mahallelerinde adeta yeraltında yaşadı. Bu dönem, onun ilk müziğine sinen o karanlık, uyuşturucu ve yalnızlıkla yoğrulmuş atmosferin kaynağıdır.

2010'ların başında, kimliğini gizleyerek YouTube'a isimsiz şarkılar yükledi. Kimsenin yüzünü bilmediği bu gizemli ses kısa sürede internet efsanesine dönüştü. "The Weeknd" adını seçti (içindeki "e" harfini bir hukuki nedenle çıkararak yazdı, çünkü aynı isimde bir grup zaten vardı). İlk mixtape'leri House of Balloons gibi işler, R&B'yi karanlık, atmosferik ve rahatsız edici bir yere taşıdı. O dönemin The Weeknd'i, ışıltıdan çok gölgenin sanatçısıydı.

"Blinding Lights" ise 2019'un sonunda, After Hours albümünün öncüsü olarak çıktı. Bu noktada Abel artık dünya çapında bir yıldızdı, ama yeni bir sese yöneliyordu: 1980'lerin synth-pop estetiği. Şarkının prodüksiyonunda, İsveçli efsanevi pop ustası Max Martin'in parmağı vardır; söylendiğine göre o ikonik synth riff'i ve şarkının iskeleti, 80'lerin a-ha gibi gruplarının ruhunu modern bir cila ile yeniden doğurmayı amaçlıyordu. Abel, klipte yüzü yara bere içinde, takım elbiseli, gece Las Vegas sokaklarında çılgınca koşan bir karakteri canlandırdı. Bu görüntü, After Hours döneminin tamamına yayılan o "kanlı surat" estetiğinin parçasıydı.

Türk müzikseverler için burada ilginç bir köprü var. 1980'ler synth-pop'u, Türkiye'de de o döneme dair güçlü bir nostalji uyandırır; o yılların elektronik klavye seslerine, arabesk ile pop'un karıştığı melankolik dokulara aşina olan kulaklar, "Blinding Lights"taki o yapay ama duygulu synthesizer katmanlarında tanıdık bir şey bulur. Üstelik şarkının temel duygusu, yani gece, yalnızlık, kaybedilmiş aşk ve şehrin ışıkları altında çekilen acı, Türk pop ve arabesk geleneğinin tam kalbinde yatan temalardır. Bir bakıma The Weeknd, Batı'nın diliyle, çok tanıdık bir derdi anlatır: "Sensiz bu gece beni öldürüyor." Bu yüzden şarkının Türkiye'de bu kadar geniş kitlelere ulaşması tesadüf değildir; duygusal damarı, yerel dinleyicinin alışık olduğu bir frekansta titreşir.

Sözlerin altında ne var: ışığa koşan ama karanlıkta kaybolan adam

Şarkının anlatıcısı, gece yarısı yalnızdır ve bu yalnızlık ona dayanılmaz gelir. Birinin dokunuşuna, varlığına o kadar muhtaçtır ki, onu görmediği her an aklını kaçıracağını hisseder. Şehirde araba sürer; etrafındaki ışıklar gözünü kör eder ama o yine de bu ışıklara, bu hıza, bu hareketin verdiği geçici uyuşmaya tutunur. Çünkü durduğu anda, içindeki boşlukla yüzleşmek zorunda kalacaktır.

Burada iki katmanlı bir okuma mümkündür ve The Weeknd bunu kasıtlı olarak bulanık bırakır. Bir yandan bu, terk edilmiş bir aşkın şarkısıdır: anlatıcı, gitmiş olan sevgilisine geri dönmeye, onun verdiği o sarhoş edici hissi yeniden yaşamaya yalvarır. Öte yandan, sanatçının geçmişteki uyuşturucu deneyimleri göz önüne alındığında, "kör eden ışıklar" bir madde bağımlılığının metaforu olarak da okunabilir; bedenin ve zihnin o suni öforiye, o tehlikeli ama tanıdık uyuşukluğa duyduğu özlem. İki okuma da aynı yere çıkar: kişi, kendisine zarar verdiğini bildiği bir şeye geri dönmek için çırpınmaktadır.

Şarkının dehası, bu çaresizliği asla acıklı göstermemesidir. Anlatıcı kendine acımaz, ağlamaz. Bunun yerine gaza basar, hızlanır, geceyi yutmaya çalışır. Bu yüzden müzik bu kadar enerjiktir; çünkü kahramanımız acısını eylemle, hareketle, hızla bastırmaya çalışıyor. Sözlerde tarif edilen o "şehri geçip git, beni gör" çağrısı, aslında "lütfen beni bu boşluktan kurtar" demenin gururlu, erkeksi bir yoludur. The Weeknd burada modern bir yalnızlık portresi çizer: ışıklar her yerde, şehir asla uyumaz, ama insan hiç bu kadar yalnız hissetmemiştir.

Pandemi, TikTok ve tarih kıran bir başarı

"Blinding Lights"ın hikayesi, çıktığı an değil, sonrasında olanlar yüzünden efsaneleşti. Şarkı Kasım 2019'da yayınlandı, ama asıl patlamasını 2020'nin başında, yani dünyanın COVID-19 pandemisiyle kapanmaya başladığı anda yaşadı. Milyonlarca insan evlerine kapandı; gece dışarı çıkmanın, şehirde dolaşmanın, bir araya gelmenin imkansız olduğu bir dönemde, gece sürüşünü ve özgürlük özlemini anlatan bu şarkı garip bir şekilde anın ruhunu yakaladı. İnsanlar evlerinde dans ederek, kaybettikleri normal hayatı bu şarkıyla yad ettiler.

TikTok'ta başlayan bir dans akımı ("Blinding Lights Challenge") şarkıyı daha da büyüttü; aileler, gençler, herkes oturma odalarında o koreografiyi denedi. Sonuç inanılmazdı: "Blinding Lights", Billboard Hot 100 listesinin tarihindeki en uzun süre kalan şarkı oldu ve sonunda "tüm zamanların bir numaralı Hot 100 şarkısı" unvanını aldı. Bu, 60 yılı aşkın bir liste tarihinde başka hiçbir şarkının başaramadığı bir rekordu. Spotify'da milyarlarca kez dinlendi ve platformun en çok dinlenen şarkılarından biri haline geldi.

İronik bir not da var: aynı dönemde The Weeknd, Grammy ödüllerinden tek bir adaylık bile alamadı. Bu, müzik dünyasında büyük bir tartışma yarattı; sanatçı kendisi de Grammy'leri "yozlaşmış" olmakla suçladı ve gelecekte ödüllere katılmayacağını açıkladı. Yani ticari ve kültürel olarak çağının en büyük şarkısı, sektörün resmi ödül kurumu tarafından görmezden gelinmişti. Bu çelişki, "Blinding Lights"ın asıl gücünün jürilerden değil, doğrudan insanların hayatına dokunmasından geldiğini bir kez daha gösterdi.

80'lere dönüş dalgasının zirvesi

"Blinding Lights", tek başına büyük bir şarkı olmanın ötesinde, bir kültürel dalganın da simgesi oldu. 2010'ların sonunda Batı pop müziğinde güçlü bir 80'ler nostaljisi vardı; Stranger Things gibi dizilerin synthesizer dolu müzikleri, Dua Lipa'nın disko-pop'u, ve daha pek çok sanatçının retro sese yönelmesi bu eğilimi besliyordu. The Weeknd bu dalganın üzerinde değil, tam zirvesinde durdu. After Hours albümünün tamamı, neon ışıkları, kırmızı ceketleri ve sinematik karanlığıyla bir estetik akım yarattı.

Bu nostalji, salt bir geçmişe özlem değildi; daha çok, dijital çağın soğukluğuna karşı sıcak, insani, biraz da abartılı duyguların yeniden keşfiydi. 80'ler synth'i, melodramı utanmadan kucaklayan bir sestir, ve The Weeknd tam da bu yüzden onu seçti. Modern dinleyici, ironi ve mesafe çağında, böylesine doğrudan ve büyük bir duygusal jeste açtı.

Abel Tesfaye, bu başarının ardından kariyerinin doruğunu yaşadı. 2021'de, dünyanın en çok izlenen TV etkinliklerinden biri olan Super Bowl'un devre arası gösterisinde sahne aldı ve bu performansının prodüksiyonuna kendi cebinden büyük bir miktar yatırdığı söylenir. After Hours karakterinden Dawn FM gibi sonraki projelere uzanan kavramsal bir evren kurdu. Daha sonra "The Weeknd" ismini emekliye ayırıp gerçek adıyla yeni bir döneme geçeceğini açıklaması bile, bu karakter ve kimlik oyununun ne kadar bilinçli olduğunu gösterir.

Neden bugün hâlâ içimize işliyor

Aradan yıllar geçti, ama "Blinding Lights" hiç eskimedi. Bunun sebebi, anlattığı duygunun zamansız olmasıdır. Hepimiz, bir noktada, bize iyi gelmediğini bildiğimiz bir şeye geri dönmek istedik; bir ilişkiye, bir alışkanlığa, bir geçmişe. Hepimiz, etrafımız ışıkla, gürültüyle, bildirimlerle doluyken kendimizi tarifsiz biçimde yalnız hissettik. Şarkı, bu modern paradoksu, yani sürekli bağlı ama sürekli yalnız olma halini, parlak bir melodiye sararak anlatır.

Bir de şu var: şarkı, acıyı kutlamaya dönüştürme sanatının mükemmel bir örneğidir. İçiniz ne kadar kararmış olursa olsun, bu şarkı çaldığında bedeniniz hareket etmek ister. Belki de gerçek teselli budur; üzüntüyü yok saymak değil, onunla birlikte dans edebilmek. Türk dinleyicinin arabesk geleneğinden bildiği o "acıdan güç almak", "gözyaşıyla dans etmek" hissi, The Weeknd'in elinde elektronik bir forma kavuşur.

Gece geç saatte, arabada ya da kulaklıkla bu şarkıyı dinlerken, parlak ışıkların altında biraz kaybolmuş ama hâlâ bir şeylere koşan birini hissedersiniz. O biri, çoğu zaman, sizsinizdir. İşte bu yüzden "Blinding Lights" sadece bir hit değil, bir çağın aynasıdır; ve o ayna, bizi gülümserken bile içimizdeki boşlukla yüzleştirir.


Daha derine dalmak için

🎧 Sese kendini bırak

The Weeknd'in dünyasına gerçekten girmek istiyorsan tek bir şarkıyla yetinme; After Hours albümünün bütününü dinle, çünkü "Blinding Lights" o karanlık gece yolculuğunun sadece bir durağı.

📚 Hikayeyi takip et

The Weeknd'in karanlık geçmişten dünya yıldızlığına uzanan yolculuğu, müzik tarihinin en ilginç hikayelerinden biri.

🌍 Mekanları gez

Şarkının ve klibin ruhu, gece şehirlerinin neon ışıklarında ve sonsuz caddelerinde gizli.

🎸 Kendin deneyimle

Bu sesi sadece dinlemek değil, kendin üretmek de mümkün; 80'ler synth'i bugün herkesin erişebileceği bir araç.


🎵 Bu şarkıyı dinle

🤖 Daha fazlasını sor:

Tags
10s