Black or White
We couldn't link a Spotify track for this story. Try searching the title on song.link to find it on your preferred service.
Black or White - Michael Jackson (1991)
Michael Jackson'ın 1991 sonbaharında yayımlanan "Black or White"ı, basit bir pop şarkısı kılığına bürünmüş bir kültürel manifestodur. Hard rock gitarı, rap arası ve morphing teknolojisiyle dolu video klibiyle parça, Soğuk Savaş sonrası dünyada ırk, kimlik ve aidiyet kavramlarının nasıl yeniden çizildiğini sahneye taşır. Otuz yıl sonra bile şarkının ardındaki gerilim — kabul gören neşeli refren ile sansürlenmiş öfke dolu finali arasındaki uçurum — popun siyasetle nasıl iç içe geçtiğinin en saf belgelerinden biri olarak durur.
Hook
Kasım 1991'in o salı akşamı, dünyanın yaklaşık beşyüz milyon insanı aynı anda televizyonlarının karşısına geçmişti. Fox, BBC, MTV ve sayısız ülkenin ulusal kanalları, "Black or White" klibinin galasını eşzamanlı yayınladı. Bu, sadece bir müzik videosunun değil, küresel bir ritüelin başlangıcıydı. Macaulay Culkin'in babasının koltuğunu havaya uçurmasıyla açılan o on bir dakikalık film, popun bir sanatçının elinde nasıl bir konuşma alanına dönüşebileceğini gösteriyordu.
Şarkının kendisi yanıltıcı derecede neşelidir. Slash'in açılış riffi rock'ın geleneksel beyaz erkek dilini şarkıya taşır; ardından Bill Bottrell'in icra ettiği rap kıtası hip-hop'un siyah kentli sesini getirir; refrendeki çocuk korosu ise gospel kilisesinin enerjisini fısıldar. Tek bir parçada üç farklı Amerikan müzik geleneği yan yana durur. Bu yan yana duruş tesadüf değildir. Jackson, melezliği temaya değil, şarkının iskeletine yerleştirmiştir.
Ama as gerilim, klibin son dört dakikasında patlar. Siyah panter formuna bürünmüş Jackson, terk edilmiş bir sokakta dans eder, camları kırar, arabaları parçalar. Hiçbir söz yoktur, sadece bedensel öfke. MTV ve diğer kanallar bu bölümü protestolar üzerine ilk yayından sonra kestiler. Şarkının resmi mesajı uyumdu; ama Jackson'ın bedeni başka bir şey söylüyordu.
Background
1991, Jackson için bir geçiş yılıydı. Thriller (1982) ve Bad (1987)'in stratosferik başarısının ardından, sanatçı kırk yaşına yaklaşıyor, sesini ve bedenini yeniden tanımlama arayışındaydı. Dangerous albümü Sony ile imzaladığı, o güne kadarki en büyük plak anlaşmasının ilk meyvesiydi. Quincy Jones ile uzun yıllar süren işbirliğini sonlandırmış, üretici koltuğuna genç Teddy Riley'i — new jack swing'in mimarını — oturtmuştu. Yeni ses sertti, daha köşeli, daha kentliydi.
"Black or White" şarkısının doğum hikâyesi, Bill Bottrell'in Encino'daki Hayvenhurst stüdyosunda Jackson'a sunduğu bir gitar demosuna dayanır. Jackson, riffi duyduğu anda melodiyi mırıldanmaya başladığı söylenir. Şarkının üretim sürecinde Slash, Guns N' Roses'ın zirvesindeki ününe rağmen, sadece açılış riffini ve bazı solo geçişlerini çalmayı kabul etti; geri kalan gitar partilerini Bottrell tamamladı. Bu detay önemlidir: Jackson, rock'ı bir misafir değil, şarkının yapısal bir bileşeni olarak istiyordu.
Şarkının sözleri, Jackson'ın o döneme kadarki en doğrudan ırksal ifadelerinden birini içerir. Birinin teninin rengine bakıp dostluk seçmediğini, kavganın değil dansın çağrı olduğunu söyler. Ancak bu satırlar, Jackson'ın kendi cildinin değişen rengiyle aynı yıllarda yayımlandı. Vitiligo teşhisi 1986'da konmuştu ama kamuoyu bunu ancak 1993'teki Oprah röportajıyla öğrenecekti. Yani "Black or White" yayımlandığında, Jackson'ın bedeni zaten bir tartışma alanıydı. Şarkı, bir sanatçının kendi pigmentinin ihaneti üzerine yazılmış bir savunma olarak da okunabilir.
John Landis'in yönettiği video, dönemin sinema teknolojisinin sınırlarını zorladı. Pacific Data Images'ın geliştirdiği morphing yazılımı, farklı etnik kökenlerden insanların yüzlerinin sorunsuzca birbirine dönüşmesini sağlıyordu. Bu görsel sıçrama, daha sonra Forrest Gump'tan Terminator 2'ye uzanan dijital efekt çağının habercisiydi. Ama Jackson'ın elinde teknoloji araç değil, argümandı: insan yüzü akıcıdır, sabit değildir.
Real meaning (hidden story)
Şarkının resmi okuması — ırkçılığa karşı çağrı — yüzeydir. Daha derinde, "Black or White" Jackson'ın kendi varoluşsal sıkışmışlığının bir haritasıdır.
İlk gerilim, panter sahnesindedir. Jackson'ın orijinal kurgusunda bu dört dakika açıklayıcı bir söze sahip değildi. Sadece bir adamın, kameranın önünde ve kimsenin görmediği bir sokakta, kendi öfkesiyle baş başa kalması vardı. Eleştirmenler ve veliler bunu "şiddet" olarak okudu. Jackson, ikinci yayında sahneye ırkçı grafitiler ekledi — KKK harfleri, "Nigger Go Home" yazıları — sanki seyirciye "bakın, neye kızıyorum, görmediniz mi?" der gibi. Bu sonradan eklenen bağlam, ilk versiyondaki sessiz öfkenin neye dair olduğunu açıklığa kavuşturuyordu, ama aynı zamanda Jackson'ın bir gerçeği itiraf etmesini de gerektiriyordu: dansın altında öfke vardı, neşenin altında acı vardı, ve uyum söyleminin altında bir yaranın iltihabı vardı.
İkinci gerilim, şarkının kendi yapısındadır. Refrenin söylediği ile kıtanın söylediği aynı şey değildir. Refren cilt renginin önemli olmadığını ilan eder; rap kıtası ise konuşmacının siyah olduğunu, kendinden tavizsiz olduğunu, kimsenin onu beyazlatmaya gücünün yetmeyeceğini söyler. Yani şarkı, hem "renk önemli değil" hem de "rengim benim onurum" diyebilen bir paradoksu içerir. Bu, 1990'ların kimlik politikasının ilk büyük popüler ifadelerinden biriydi: ırk eşzamanlı olarak hem aşılması gereken bir kategori hem de korunması gereken bir miras.
Üçüncü ve belki en gizli okuma, Jackson'ın kendi bedensel sembolizmiyle ilgilidir. Bir adam ki teni giderek beyazlamaktadır — bir hastalık nedeniyle, ama dünya bunu bilmemektedir. Bu adam, "siyah mı beyaz mı önemli değil" diye şarkı söyler. Şarkı, hem otobiyografik bir savunma hem de evrensel bir çağrıdır. Jackson'ın trajedisi, kişisel olanın hiçbir zaman sadece kişisel olamamasıydı; bedeni bir kamusal mıknatıs olduğu için, kendi pigmenti hakkındaki en mahrem cümleler bile bir kültürel manifestoya dönüşüyordu.
Dördüncü katman ise zamansaldır. Şarkı, Berlin Duvarı'nın yıkılışından iki yıl, Sovyetler Birliği'nin çöküşünden birkaç hafta sonra yayımlandı. "Tarih sonu" söyleminin zirvesinde, küreselleşmenin Davos sözlüğüne girmek üzere olduğu bir anda, Jackson sınırların erimesini hem kutluyor hem de bu erimenin altındaki şiddeti gösteriyordu. Klipteki morphing sahnesi liberal optimizmin ikonografisi haline geldi; panter sahnesi ise o optimizmin gizlediği gerçekleri hatırlatıyordu.
Türk dinleyici için kültürel bağlam
Şarkının Türkiye'de nasıl karşılandığını anlamak için 1991 yılının Türk müzik manzarasına bakmak gerekir. O yıl Sezen Aksu, Gülümse albümüyle Türk popunu yeniden tanımlıyor; Tarkan henüz çıkış yapmamış, ama altyapı kuruluyordu. Anadolu rock'ın altın çağı çoktan kapanmış, Cem Karaca 1987'de yurtdışı sürgününden dönmüş, ama yeni nesilin müzikal damarı arabesk ile yeni popun arasında titreşiyordu. Jackson'ın Dangerous albümü, bu manzaraya hem yabancı hem de tuhaf biçimde tanıdık geldi.
Tanıdık geliyordu, çünkü Anadolu rock'ın kurucu kuşağı zaten kültürlerarası melezliği bir yöntem haline getirmişti. Cem Karaca'nın 1970'lerin başında yaptığı şey — Anadolu türkülerini elektrik gitarla buluşturmak, Erkin Koray'ın bağlamayı bir psychedelia aracına dönüştürmesi, Barış Manço'nun Batı pop formuna doğu motifleri yerleştirmesi — bir tür "morphing"di. MFÖ ise bu mirası 80'lerin sonu ve 90'ların başına taşırken, popun zarafetiyle Anadolu'nun ağır mizahını birleştirdi. Yani Jackson rock'ı, rap'i ve gospel'ı tek şarkıda birleştirdiğinde, Türk dinleyici aslında daha önce hiç duymadığı bir teknik değil, kendi kuşağının zaten anladığı bir mantık duyuyordu: birden fazla evden gelmek mümkündü.
Yabancı gelen şey ise Jackson'ın bedensel dilinin radikalliğiydi. İnönü Stadyumu'nda Eylül 1993'te verdiği konsere kırk binden fazla kişi geldi. O gece şehir resmen durdu; Beyoğlu'nun barlarından İstinye'nin yalılarına kadar herkes televizyon başındaydı. Konser, Türkiye'nin uluslararası pop ekonomisine fiilen entegre olduğu sembolik bir andı. Bir yıl önce piyasaya sürülen "Black or White", o konsere giden bilet kuyruklarının arka planında çalıyordu.
Beyoğlu'nun o yıllarda yeniden canlanmaya başlayan kültürel dokusu da bu hikâyenin bir parçasıdır. Tünel'den Galatasaray'a uzanan hat, sinemaları, barları ve plak dükkanlarıyla genç bir orta sınıfın yeni dünya müziğiyle tanıştığı koridordu. Kadıköy'ün plak dükkanları — özellikle Mühürdar ve Bahariye çevresindekiler — Jackson'ın orijinal pres kasetlerinin ve sonra CD'lerinin elden ele dolaştığı yerlerdi. Bir kuşağın Madonna, Prince ve Jackson albümlerini ilk kez orada açıp dinlediği iddia edilir; o tezgâhların arkasındaki tezgâhtarlar, bugün hâlâ aynı sokakta plak satan kişilerdir.
"Black or White"ın Türkiye bağlamında özellikle yankılanan boyutu, kimlik melezliği meselesiydi. Türkiye, kendisini hem Doğu hem Batı arasında tanımlama sıkıntısını yüz yıldır taşıyan bir ülkedir. Jackson'ın "kategorilerden çıkma" çağrısı, kategorilere sıkıştırılmış bir ulusun kulağına özel bir şekilde geldi. Şarkının video klibindeki morphing sahnesi — Asyalı, Afrikalı, Avrupalı yüzlerin birbirine akması — Türk seyirciye hem bir hayal hem de bir özlem olarak göründü.
Aynı zamanda şarkının Türkiye'deki resepsiyonunu Cem Karaca'nın 1992'de yayımladığı Bekle Beni ve Barış Manço'nun 7'den 77'ye TRT programının zirvesi bağlamında düşünmek gerekir. Türk popüler kültürü, "kültürlerarası" olmanın hem mümkün hem de gerekli olduğunu kendi sesiyle keşfetmekteydi. Jackson'ın küresel şarkısı, bu yerel keşfin bir aynası oldu.
Bugün neden hâlâ yankılanıyor
Otuz yıl sonra "Black or White"ın etrafındaki tartışmalar bitmedi. Aksine, şarkı her geçen on yılda yeni bir okuma kazandı.
İlk olarak, ırk meselesi 2020'lerde — Black Lives Matter'dan sonra — yeni bir yoğunlukla geri döndü. Jackson'ın 1991'de söylediği "renk önemli değil" çağrısı, bugün bazı eleştirmenlere göre fazla iyimser, hatta "renk körü liberalizm"in bir örneği olarak okunmaktadır. Ama şarkının ikinci yarısı — panter sahnesi, sokaktaki öfke — tam da bu eleştirinin gerektirdiği yeri tutar. Yani Jackson, kendi şarkısının içine hem tezi hem antitezi yerleştirmişti; bugün bizler ancak antitezi yüksek sesle okuyabilecek kadar olgunlaştık.
İkincisi, kimlik kavramının kendisi 1991'den bu yana büyük dönüşüm geçirdi. Toplumsal cinsiyetten etnisiteye, milliyetten dine, kategoriler artık birer kale değil, akışkan zarlar olarak konuşuluyor. Jackson'ın morphing teknolojisiyle gösterdiği şey — yüzlerin birbirine dönüşmesi — bugün TikTok filtrelerinde, AI tarafından üretilmiş portrelerde, Instagram'ın algoritmalarında gündelik bir deneyim. Jackson, doğrudan görsel teknolojinin ileride dünyaya getireceği kimlik akışkanlığını sezmişti.
Üçüncüsü, küresel popun politik gücü meselesidir. 1991'de bir pop yıldızı, beş yüz milyon insanın aynı anda izlediği bir video yayımlayabilirdi. Bugün böyle bir merkezilik artık yok; küresel hayal gücünü yöneten platformlar ve algoritmalar var. Jackson'ın "Black or White"ı, kütle medyasının son büyük momentlerinden birinin belgesidir. Şarkıyı bugün dinlediğimizde, kaybettiğimiz bir kamusal alanın izini de duyarız.
Dördüncü ve belki en güncel okuma, Jackson'ın mirasının kendisinin tartışmalı olmasıyla ilgilidir. 2019'da çıkan Leaving Neverland belgeselinden sonra Jackson'ın eserini nasıl dinlemek gerektiği bir kültürel sorun haline geldi. "Black or White" gibi açıkça evrensel sevgi mesajı veren bir şarkı, sanatçısının kişisel kusurları karşısında nasıl ayakta kalır? Bu soruya kolay bir yanıt yok. Ama belki tam da bu nedenle şarkı önemli kalıyor: estetik, etik ve biyografik olanı birbirinden ayırmanın ne kadar zor ve gerekli olduğunu hatırlatıyor.
Son olarak, şarkının Türkiye'deki güncel anlamı: kimlik tartışmalarının arkaplanında 1991'in iyimserliği, hem nostaljik hem de pedagojik bir hatırlatma sunar. Jackson, kategorilerle değil insanlarla konuşmamızı öneriyordu. Bu öneri, kategorilerin her gün yeniden çizildiği bir çağda hâlâ — belki her zamankinden çok — değerlidir.
Daha derine dalmak için
🎧 Müziğe dal
Dangerous (Michael Jackson) "Black or White"ın bulunduğu albüm. Teddy Riley'nin new jack swing imzasıyla Jackson'ın 80'lerden 90'lara geçişini belgeler. → Search
HIStory: Past, Present and Future, Book I (Michael Jackson) 1995'in çift albümü; Jackson'ın "Black or White"ta başlattığı politik damarın daha karanlık devamı. "They Don't Care About Us" burada yer alır. → Search
Nemrut (Cem Karaca) Türkiye'nin kültürlerarası rock pratiğinin köşe taşı. Jackson'ın yaptığı melezliği Anadolu coğrafyasında nasıl bir kuşağın daha önce denediğini duymak için temel dinleme. → Search
📚 Hikayeyi takip et
Moonwalk (Michael Jackson) Jackson'ın kendi kaleminden otobiyografisi. Dangerous döneminin öncesini, çocukluk acılarını ve sanatsal yöntemini ilk ağızdan anlamak için. → Search
Michael Jackson: The Magic, The Madness, The Whole Story (J. Randy Taraborrelli) Standart biyografi. Dangerous'ın yapım sürecini, Sony anlaşmasını ve "Black or White" tartışmasının arka planını detaylıca anlatır. → Search
Cumhuriyet Dönemi Türk Popüler Müzik Tarihi (Murat Meriç) Türkiye'de pop, rock ve arabeskin kesişim noktalarını anlatan referans kitap. Jackson'ın Türkiye'deki resepsiyonu için gerekli bağlam. → Search
🌍 İlgili yerleri ziyaret et
İnönü Stadyumu (Vodafone Park), İstanbul Jackson'ın 1993 Eylül konserinin sahnelendiği yer. Yapı yenilense de aynı tepede aynı şehrin kalbi atıyor. Boğaz manzaralı koltuklarıyla, popun küresel anlarının Türkiye'ye geldiği o akşamın hatırasını taşır. → Search
Kadıköy plak dükkanları, İstanbul Mühürdar ve Bahariye çevresindeki tezgâhlar, 90'larda Jackson kasetlerinin Türkiye'ye sızdığı geçitlerdi. Bugün hâlâ aynı sokaklarda vinil avına çıkmak mümkün. → Search
Beyoğlu, İstiklal Caddesi, İstanbul 1990'ların başında küresel pop kültürünün Türkiye'ye girdiği koridor. Eski Atlas, Emek, Beyoğlu sinemalarının izlerini takip etmek, Jackson'ın klibinin ilk izlendiği akşamların atmosferine yaklaşmaktır. → Search
🎸 Kendin deneyimle
Akustik gitar (başlangıç seti) "Black or White"ın açılış riffi basit görünür ama groove'u zor. Bir gitarla deneyerek Jackson'ın rock damarının nasıl çalıştığını parmaklarınızda hissedebilirsiniz. → Search
Moonwalker (DVD/Blu-ray) Jackson'ın dans dilini bedensel olarak çalışmak için kaynak. Klibin koreografisinin nereden geldiğini ekranda görmek, dinleme deneyimini değiştiriyor. → Search
Karaoke mikrofonu Şarkıyı kendi sesinizle ev oturmasında söylemek, refrenin ne kadar çağıran, kıtanın ne kadar sert olduğunu fiziksel olarak deneyimletir. Müzik analizinin en eski yöntemi: ağzınızı açın. → Search
🤖 Düşündürücü sorular:
- Jackson'ın 1991'de söylediği "renk önemli değil" çağrısı, bugünün "renk körlüğü" eleştirileri karşısında nasıl yeniden okunabilir?
- Türkiye'nin kendi kültürlerarası melezleme geleneği — Anadolu rock'tan bugünün elektronik müziğine — Jackson'ın küresel formülünden ne öğrenebilir, ona ne öğretebilir?
- Bir sanatçının kişisel hayatı tartışmalı hale geldiğinde, onun yarattığı evrensel mesajlı eserle ilişkimizi nasıl yeniden kurarız — terk etmek, ayırmak, yoksa yeniden bağlamlandırmak mı?