SONGFABLE · 1977

Sheena Is a Punk Rocker

RAMONES · 1977 · FOREST HILLS, QUEENS, NEW YORK, USA

TL;DR: Görünüşte iki dakikalık bir surf-rock şamatası olan bu şarkı, aslında ucuz çizgi roman kahramanı "Orman Kraliçesi Sheena"yı alıp punk'ın yeni doğan dünyasına taşıyan bir doğum ilanı: eski kahramanlar ölüyor, sokaktan gelen yeni bir genç kız onların yerini alıyor.
Listen elsewhere

We couldn't link a Spotify track for this story. Try searching the title on song.link to find it on your preferred service.

Plaj şarkısı kılığına girmiş bir punk manifestosu

İlk dinleyişte "Sheena Is a Punk Rocker"ın neyi anlattığını çözmek kolay değildir, çünkü kulağa hiç de tehlikeli gelmez. Tam tersine; gitarlar parlak, tempo neşeli, melodi ise neredeyse 1960'ların plaj partisi şarkılarından fırlamış gibidir. Oysa şarkının kalbinde sinsi bir devrim yatar. Ramones, burada sıradan bir aşk hikâyesi anlatmıyor. Bir kuşağın el değiştirdiğini ilan ediyorlar.

Şaşırtıcı gerçek şu: şarkının kahramanı Sheena, aslında 1930'lardan beri var olan ucuz bir çizgi roman karakterinden, "Sheena, Queen of the Jungle"dan (Sheena, Ormanın Kraliçesi) ödünç alınmış bir isim. Joey Ramone bu eski, tozlu, biraz da gülünç kahramanı alıp onu 1977 New York'unun kaldırımlarına indiriyor. Orman kraliçesi artık liana sallanmıyor; deri ceket giyiyor, gürültülü kulüplere gidiyor ve punk rock dinliyor. Yani şarkı, bir nostalji jesti gibi başlayıp aslında "eskinin yerini yeni alıyor" diyen gizli bir bildiriye dönüşüyor.

Forest Hills'in dört garip çocuğu

Ramones'u anlamak için önce nereden çıktıklarını bilmek gerekir. Grup, New York'un Queens ilçesindeki Forest Hills mahallesinden gelen bir avuç uyumsuz gençten oluşuyordu. Hepsi soyadı olarak "Ramone" kullanıyordu ama hiçbiri gerçek kardeş değildi; bu, Paul McCartney'nin gençken bazen "Paul Ramon" takma adını kullanmasından esinlenilen ortak bir sahne soyadıydı. Joey, Johnny, Dee Dee ve Tommy: dördü de uzun saçlı, sıska, yırtık kot pantolonlu ve deri ceketli bu adamlar, dünyaya rock müziğin nasıl yeniden basitleştirilebileceğini göstermek için doğmuş gibiydiler.

1970'lerin ortasında rock müzik şişmişti. Şarkılar gittikçe uzuyor, gitar soloları dakikalarca sürüyor, gruplar orkestralarla, senfonilerle, on dakikalık prog parçalarıyla yarışıyordu. Ramones tam da buna isyan etti. Onların felsefesi neredeyse matematiksel bir sadelikteydi: kısa şarkılar, üç akor, hızlı tempo, bağırarak söylenen sloganlar. Çoğu parçaları iki dakikayı bile bulmuyordu. Konserlerinde şarkı aralarında durmadan, "1-2-3-4!" diye sayıp bir sonrakine geçiyorlardı. Bu, müziğin lüksten arındırılıp sokağa geri verilmesiydi.

"Sheena Is a Punk Rocker", grubun üçüncü albümü Rocket to Russia'dan (1977) önce single olarak çıktı ve Ramones'un en pop, en güneşli, en "radyoya uygun" anlarından biri oldu. İşin ilginç yanı, şarkının melodik damarında 1960'ların California surf müziğinin, özellikle de Beach Boys benzeri grupların izleri net şekilde duyulur. Johnny Ramone'un gitar tınısı serttir ama altındaki melodi bir yaz şarkısı kadar tatlıdır. Bu karşıtlık, yani sert form ile tatlı melodi, şarkının neden bu kadar bulaşıcı olduğunu açıklar.

Türkiyeli rock dinleyicisi için burada hoş bir bağ var. Ramones'un yaptığı şey, aslında "az çoktur" mantığının müzikteki en saf hâliydi; gösterişe değil enerjiye, ustalığa değil tutkuya yaslanıyordu. Türkiye'de Anadolu rock geleneğinin bir kısmı da benzer bir damardan beslenir: karmaşık aranjmanlardan çok, doğrudan vuran riff'ler ve halkın diline yakın bir enerji. Üstelik 1980'lerden itibaren İstanbul'un yeraltı kulüplerinde, garaj ve punk grupları arasında Ramones neredeyse bir okuldu. Üç akorla bir şarkı kurabileceğini, müzik yapmak için konservatuvar diplomasının şart olmadığını gösteren bu grup, dünyanın her yerinde "biz de yapabiliriz" diyen gençlere cesaret verdi. Bu yüzden Ramones tişörtü, bugün bile İstiklal Caddesi'nden geçen bir gencin sırtında, Forest Hills'tekiyle aynı anlamı taşır.

Şarkının gizli hikâyesi: eski kahraman ölür, yenisi doğar

Şimdi sözlerin asıl ne anlattığına gelelim; tabii sözleri alıntılamadan, anlamını kendi cümlelerimle aktararak.

Şarkı, isminden de anlaşılacağı gibi, Sheena adında bir genç kadını anlatır. Ama bu Sheena artık eski çizgi roman kahramanının pasif bir kopyası değildir. Joey Ramone'un anlattığı kıza göre, dünyada bir şeyler değişmektedir ve Sheena bu değişimin tam ortasındadır. O, çevresindeki herkes hâlâ eski moda eğlencelere, plaja, alışılmış akıntıya kapılmışken, kendi yolunu seçer ve punk rock'a yönelir. Yani Sheena, kalabalığın gittiği yöne değil, yeni ve tehlikeli görünen bir yöne doğru yürüyen genç kuşağın simgesidir.

Şarkının dahiyane yanı, bu seçimi büyük laflar etmeden, neredeyse kız çocuğu masumiyetiyle anlatmasıdır. Sheena bir devrimci gibi konuşmaz; o sadece kendisini iyi hissettiren müziği seçer. Ama tam da bu sıradanlık, mesajı daha güçlü kılar. Punk burada bir ideoloji ya da öfkeli bir politik duruş olarak değil, bir gencin doğal, içgüdüsel tercihi olarak sunulur. Sheena punk'ı seçer çünkü o, onun ait olduğu yerdir.

Birçok yorumcuya göre Joey Ramone'un asıl yaptığı şey, eski popüler kültür ile yeni gelen punk dalgası arasında sembolik bir köprü kurmaktı. Çizgi roman dünyasının orman kraliçesini alıp ona deri ceket giydirmek, "bizim kahramanlarımız sizinkilerden farklı, onlar sizin sokaklarınızdan çıkıyor" demenin şiirsel bir yoluydu. Sheena, geçmişin kahramanlarının yerini alan, kendi neslinin sesini taşıyan yeni bir figürdü.

Bir başka okuma da şudur: Sheena, dönemin New York punk sahnesindeki gerçek kızları temsil eder. CBGB kulübünün önünde toplanan, deri ceketli, asi, alışılmış kadınlık kalıplarına sığmayan o genç kadınları. Punk, kadınlara da sahnede, dans pistinde ve sokakta yeni bir özgürlük alanı açmıştı. Sheena, o özgürlüğün adıdır. Şarkı bu yüzden hem bir karaktere hem de koca bir kuşağa adanmış gibidir.

CBGB'den dünyaya: bir devrin sesi

"Sheena Is a Punk Rocker"ı doğuran ortamı anlamadan şarkının ağırlığını kavramak zor. 1970'lerin ortasında New York'un alt şehir bölgesindeki CBGB adlı küçük, kirli, efsanevi kulüp, punk müziğin doğduğu yerlerden biriydi. Ramones, Talking Heads, Blondie, Television gibi gruplar burada sahneye çıkıyor, müziğin geleceğini şekillendiriyordu. Bu kulüp süslü değildi; tuvaletleri berbat, sahnesi minicikti. Ama tam da bu yoksulluk, punk'ın ruhuna uygundu.

Ramones, 1976'da çıkardıkları ilk albümle bu hareketin amiral gemisi oldu. Ardından İngiltere'ye yaptıkları turne, Sex Pistols ve The Clash gibi grupların kıvılcımını ateşledi; rivayete göre İngiliz punk sahnesinin birçok genç müzisyeni, Ramones'u canlı gördükten sonra "biz de bunu yapabiliriz" diyerek kendi gruplarını kurdular. Yani Forest Hills'li dört garip çocuk, sadece New York'u değil, Londra'yı, oradan da bütün dünyayı tutuşturdu.

"Sheena" işte bu kaynamanın tam ortasında çıktı. Ve bir bakıma punk'ın en güzel paradoksunu temsil ediyordu: en pop, en sevimli, en kolay sevilen şarkı, aynı zamanda en isyankâr fikri taşıyordu. Şarkı listelerde Ramones'un beklediği kadar yükselmedi belki, ama zamanla grubun imza parçalarından biri, hatta punk'ın marş sayılabilecek şarkılarından biri hâline geldi. Sayısız grup tarafından coverlandı, filmlerde, reklamlarda, dizilerde kullanıldı. Adı "Sheena" olan nice kız, ismini bu şarkıdan duydu.

İlginç bir not: şarkının iki farklı versiyonu kaydedildi; biri single için, diğeri Rocket to Russia albümü için. Aralarındaki ufak farklar, koleksiyoncuların hâlâ tartıştığı küçük bir efsanedir. Bu bile Ramones'un, görünürdeki sadeliklerinin altında ne kadar titiz çalıştıklarını gösterir. Onlar "kabaca" değil, "bilinçli olarak basit" müzik yapıyorlardı; bu ikisi arasında dağlar kadar fark vardır.

Bugün hâlâ neden çarpıyor?

Aradan neredeyse elli yıl geçti, ama "Sheena Is a Punk Rocker" hiç eskimedi. Bunun birkaç sebebi var.

Birincisi, şarkının enerjisi zamansız. İki dakikaya sığan o coşku, o "hadi koşalım" hissi, hangi yılda dinlerseniz dinleyin aynı kalıyor. Pop müzik moda gibidir, gelir geçer; ama saf enerji asla modası geçmez. Ramones'un yakaladığı şey buydu.

İkincisi, Sheena'nın temsil ettiği fikir hâlâ canlı. Her kuşakta, kalabalığın gittiği yöne değil kendi içgüdüsünün gösterdiği yöne giden gençler var. Sheena, herhangi bir çağın, herhangi bir ülkenin "farklı olmayı seçen" genç kızıdır. Bugün İstanbul'da bağımsız bir grupta bas çalan bir kız da, Tokyo'da kendi fanzinini basan bir genç de Sheena'dır. Şarkı, bir kişiyi değil bir tavrı anlatır; o tavır hiç ölmez.

Üçüncüsü, Ramones'un mesajı bugün belki her zamankinden daha geçerli. Müzik üretmek artık dev stüdyolar, pahalı ekipmanlar gerektirmiyor; bir telefon ve bir fikir yetiyor. "Üç akor, bir gerçek" felsefesi, dijital çağın garaj müzisyenlerinde yankılanıyor. Ramones, "mükemmel olmak zorunda değilsin, sadece samimi ve cesur ol" diyordu. Bu, sosyal medyada kendi sesini bulmaya çalışan her genç sanatçı için hâlâ altın değerinde bir öğüt.

Ve son olarak, şarkı sadece punk tarihinin değil, bir umut hikâyesinin de parçası. Joey Ramone'un sağlık sorunlarıyla dolu hayatı 2001'de erken sona erdi; grubun diğer kurucu üyeleri de yıllar içinde birer birer aramızdan ayrıldı. Ama Sheena hâlâ orada, hâlâ punk rock dinliyor, hâlâ kendi yolunda yürüyor. Bir şarkı, yaratıcılarından daha uzun yaşayabilir; "Sheena Is a Punk Rocker" bunun en tatlı kanıtlarından biridir.


Daha derine dalmak için

🎧 Sesin içine dalmak için

Ramones'un dünyasına girmenin en iyi yolu, o güneşli kaosu doğrudan duymaktır. Rocket to Russia albümü, "Sheena"nın da yer aldığı, grubun en parlak ve en melodik kayıtlarından biridir; surf-rock tatlılığı ile punk hızının buluştuğu bir yaz şamatasıdır.

Bu kayıtları arka arkaya dinlerseniz, Ramones'un neden hem en basit hem en bağımlılık yapan gruplardan biri sayıldığını anlarsınız. Her şarkı kısa, her şarkı tam isabet.

📚 Hikâyeyi takip etmek için

Ramones'un hikâyesi, müziğin kendisi kadar çarpıcıdır: dört uyumsuz genç, sefil bir mahalle, içsel gerilimler ve dünyayı değiştiren bir ses. Bu kaosu kâğıt üzerinde okumak, şarkıları bambaşka duymanızı sağlar.

Özellikle Johnny Ramone'un kendi ağzından anlatan kitabı, grubun içindeki gerilimleri ve disiplini acımasız bir dürüstlükle ortaya koyar. Punk'ın romantik mitini biraz çatlatır ama daha gerçek kılar.

🌍 Mekânları ziyaret etmek için

Ramones'un ruhu, New York'un Queens ilçesindeki Forest Hills'in kaldırımlarında ve alt şehrin efsanevi CBGB kulübünde yaşar. O sokakları gezmek, punk tarihinin doğduğu havayı solumak demektir.

CBGB artık kapandı, ama mekânın bulunduğu Bowery sokağı hâlâ bir hac noktasıdır. New York'a giderseniz, o köşede bir an durup punk'ın nereden çıktığını hayal etmeye değer.

🎸 Kendin deneyimlemek için

Ramones'un en güzel mirası şudur: onları dinlemek sizi de bir şeyler çalmaya kışkırtır. Üç akor öğrenmek yeterli; gerisi cesaret meselesidir. Bir gitar alıp "1-2-3-4!" diye sayarak başlamak, punk ruhuna en sadık giriş kapısıdır.

Bir başlangıç gitarı ve birkaç akor kitabıyla, evinizin köşesinde kendi Sheena'nızı bulabilirsiniz. Ramones'un bütün felsefesi zaten buydu: mükemmellik değil, başlama cesareti.


🎵 Bu şarkıyı dinle

🤖 Daha fazlasını sor
Tags
70s